KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2006/3682 E., 2010/2656 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma
Irza geçme ve zorla alıkoyma suçlarından sanık ...'in yapılan yargılanması sonunda; eylemleri ırz ve namusa tasaddi ve 15 yaşından küçük mağduru hileyle kaçırma niteliğinde görülerek mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.10.2005 gün ve 2005/275 Esas, 2005/226 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Dosyadaki nüfus kaydına nazaran 12.09.1988 doğumlu olan ve hükmün verildiği 25.10.2005 tarihli duruşma sırasında 18 yaşını bitirmeyen sanıkla ilgili duruşmanın CMK.nun 185. maddesi gereğince zorunlu olarak kapalı yapılması ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanması yerine, açık duruşma yapılması ve hükmün aleni duruşmada açıklanması suretiyle usule aykırı davranılması telafisi olanaklı bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, ayrıca sanığın da mağdur ile aynı yerde kuran kursu gören öğrenci olduğu,
yaşının diğerlerinden büyük olması ve öğrenci sayısının fazlalığı nedeniyle asıl eğitici tanık Reşit Özdemir kız öğrencilerle ilgilenirken, onun isteği ve denetimi altında olmak kaydıyla, aynı ortamda ve on metre mesafede erkek öğrencilerin başında durup eğitimlerinde geçici olarak yardımcılık yaptırıldığından 765 sayılı TCK.nun 417 ve 5237 sayılı TCK.nun 103/3. maddelerinin öngördüğü biçimde eğitici, öğretici veya bakıcı sayılamayacağı gibi mağduru koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmadığı için anılan maddelerin uygulanma koşullarının olayda gerçekleşmediği, keza sanığın mağdura;
öğrencilerin veya başkalarının giremediği camiye ait bağımsız bölüme gidip uyuyacağını ve bir süre sonra gelip kendisini uyandırmasını söyleyerek hileli davranışlarla kendi egemenlik alanından çıkarttıktan sonra amaçladığı tasaddi fiilini gerçekleştirmesi nedeniyle mahkemenin atılı eylemi hile ile kaçırma olarak nitelendirmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, .../...
Ancak;
5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Irz ve namusa tasaddi suçuyla ilgili olarak 5395 sayılı Kanunun 23.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmemesi,
...
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2006/3682, K. 2010/2656, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama