KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2007/1641 E., 2011/22869 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma
Zimmet, görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...'ün zimmet suçundan, diğer tüm sanıkların görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma eylemlerinin ise denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme vasfında kabul edilerek bu suçtan mahkümiyetlerine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04.10.2005 gün ve 2004/60 Esas, 2005/363 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili ve sanık ..., ..., ..., ... ve ... müdafıileri taraflarından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat edilen denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme suçunun tabi olduğu 765 sayılı TCK.nun 203. maddesinde öngörülen ceza miktarının üst sınırına nazaran aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen beş yıllık asli ve yedi yıl altı aylık ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihinden itibaren inceleme günü arasında yedi yıl altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğu,
davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği ve katılan vekili ile sanıklar müdafıilerin temyiz itirazlarının bu itibarla yerinde olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 04.05.2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 ve 08.02.2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 sayılı Kararlarında vurgulandığı üzere. 25.11.2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2 ve 5. fıkraları uyarınca, T.C.
Ziraat Bankasının, Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Emlak Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmesi suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK.ların uygulanma imkanı ortadan kaldırılmış, dolayısıyla banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek,
bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 202. maddesinin tatbik yeteneği kalmamış ise de, sözkonusu değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasası'nın 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınması karşısında, 25.11.2000 tarihinden itibaren T.C. ...
Bankası personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasanın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25.11.2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK.nun 202. maddesi uyarınca 202/son maddesi de gözetilerek değerlendirme yapılması ve lehe olan yasa hükümleri uygulanarak hüküm kurulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, kamu görevlilerine özgü zimmet suçunu düzenleyen ve uygulama olanağı bulunmayan 5237 sayılı Yasa uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanığın mudilerin yerine sahte imzalar atarak ve hileli faaliyetlerle gerçekleştirdiği eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 247/2. maddesine uyacağının gözetilmemesi,
TCK.nun 61. maddesindeki sıralamaya aykırı olarak 248. maddenin 43. maddeden önce uygulanması,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2007/1641, K. 2011/22869, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama