KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2010/10964 E., 2011/492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2011
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma
Irza geçme, konut dokunulmazlığını ihlal ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık ...’ın yapılan yargılanması sonunda; nitelikli cinsel saldırı ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkümiyetine ve Kabahatler Kanunu gereğince sarhoşluk kabahatinden adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.07.2005 gün ve 2005/70 Esas, 2005/224 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Kabahatler Yasasının 29. maddesi uyarınca saldırgan sarhoşluk suçuna ilişkin verilen hüküm itirazı kabil olup temyiz edilemez bulunduğundan 5271 sayılı CMK.nun 264. maddesinin "kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağına" ilişkin hükmü gözetilerek anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca sanık müdafiin bu suçla ilgili temyiz isteğinin itiraz dilekçesi niteliğinde kabulü ile gerekli karar mahallince verilmek üzere incelemenin nitelikli cinsel saldırı ve geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın işlediği geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçunun temas ettiği 765 sayılı TCK.nun 193/2. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan mahkümiyet kararının verildiği 26.07.2005 tarihinden itibaren inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükme yönelik itirazlara gelince;
... Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 29.04.2005 tarihli raporda mağdurenin, “fiile mukavemete tam olarak muktedir” olmadığının belirtilmiş olması karşısında, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı” hususunda görüş de sorulmak suretiyle, sanık hakkında 102/3-a maddesinin uygulanma ihtimali tartışılmaksızın 5237 sayılı TCK.nun lehe olduğunun kabulü ile uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından ve hükümden sonra mağdurenin ölmüş olduğunun anlaşılmasına nazaran tespitine imkan kalmadığından; sanık hakkında sonuç ceza belirlenirken zincirleme suç hükümlerinin teşebbüs hükümlerinden önce uygulanması ise sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesi gereğince hükmedilen hak yoksunluğu ile ilgili bölümün çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri haklarından koşullu salıverilme tarihine,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2010/10964, K. 2011/492, 8 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama