KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2010/4371 E., 2012/10670 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Hükmolunan cezaların tür ve miktarı itibariyle sanıklar ..., ...
... ve ... müdafiilerin duruşma istemleri ile sanık ...’a atılı suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek suçu ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek için kurulmuş örgüte üye olmak suçlarının niteliği itibariyle suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan Maliye Hazinesi ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın davaya katılması ve hükmü temyiz etmesi mümkün olmadığından şikayetçi vekilinin bu suçlar yönünden temyiz talebinin CMUK'nın 317 ve 318. maddeleri uyarınca REDDİNE,
sanık ... hakkında suç işlemek için kurulmuş örgüte üye olmak ve yetkili olmadığı ... için yarar sağlama suçlarından verilen beraet hükümlerine yönelik herhangi bir temyiz talebi bulunmadığı da gözetilerek incelemenin diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlere hasren ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zincirleme olarak görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkümiyet hükümleri ile sanıklar ... hakkında suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek için kurulmuş örgüte üye olmak, sanıklar ..., ... hakkında zincirleme rüşvet vermeye iştirak, sanıklar ..., ... ve ... hakkında zincirleme rüşvet vermek ve sanık ... hakkında rüşvet verme anlaşması yapmak suçlarından verilen beraet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
... Tapu Sicil Müdürü olan sanık ..., İl Tapu Sicil Müdür Yardımcısı olan ... ve aynı yerde memur olarak çalışan sanıklar ..., ... ve...’in;
Suç tarihlerinde işlem yaptırmak için gelen kişilerden yaptıkları ... karşılığı farklı miktarlarda para aldıkları, ... sahiplerinin bir kısmının para verenin işinin öncelikli yapılıp sırasının öne alındığı kanaatiyle, bir kısmının ise işlerin daha hızlı yürümesi, aksi halde işin yavaşlayacağı yönünde kaygı duymaları nedeniyle para vermeleri olayının görevlinin ... sahibini para vermeye zorladığı şeklinde değerlendirilse dahi bu zorlamanın yasada belirtilen nitelik ve yoğunluğa ulaşmadığı anlaşılmakla; delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan kurulan mahkümiyet hükümleri ile;
Adı geçen sanıklar arasında menfaatin elde edilmesi ve paylaşımı konusunda hiyerarşik bir ... altında tam bir işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı ile disiplinli biçimde hareket edildiğine dair mahkümiyetlerine yeter delil bulunmadığı,
sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’ın Tapu Sicil Müdürlüğünde ... yaptıran sivil şahıslar olup tapu memuru sanıklar olan... ve...'e para verme eylemlerinin tapu memuru sanıklar ile aralarında var olan anlaşma çerçevesinde süreklilik arz etmesine rağmen suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 252. maddesindeki rüşvet tanımına göre yapılması gereken bir işin yapılmaması ya da yapılmaması gereken bir işin yapılması şeklinde olmayıp, haftasonları da çalışmak suretiyle işlerinin hızlandırılarak öncelikle yapılması, evrak eksikliklerinin bizzat sanık memurlar tarafından giderilmesi,
tapu harçlarının yine bizzat tapu memurları ya da onların görevlendirdiği hizmetliler
tarafından yatırılması şeklinde olmakla ortada bir rüşvet eylemi bulunmayıp para alan sanık memurlar... ve...’in eylemlerinin yine suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 257/3 maddesine göre görevi kötüye kullanma suçu niteliğinde olduğu gözetilmek suretiyle bu sanıklara yukarıda belirtilen nedenlerle para veren sanıklar ... ve ...’ın eylemlerinde atılı suçun unsurları bulunmaması,
aynı gerekçelerle Tapu Sicil Müdürü olan sanık ... ile sanık ... arasında geçen telefon görüşmesinde tapuda gerçekleştirilen bir işlem nedeniyle işlemi gerçekleştiren tapu memuruna “bayram harçlığı” verilmesi hususunda sanık ...’nın sanık ...’a telkinde bulunması eyleminde de atılı suçun unsurları bulunmayıp ...’ın bu görüşme neticesinde işlemi yapan memura herhangi bir menfaat temin ettiğine dair somut bir delil bulunmadığı ve söz konusu telefon görüşmesinde atılı suçun unsurlarının bulunmadığı anlaşılmakla, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan O Yer C.Savcısı,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2010/4371, K. 2012/10670, 31 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama