KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2010/6435 E., 2010/7371 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2010
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Irza geçme ve kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık ...'ın yapılan yargılanması sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kaçırıp alıkoyma suçlarından mahkümiyetine dair, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.12.2009 gün ve 2009/86 Esas, 2009/281 Karar sayılı hükümlerin katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve sanık müdafiince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 15.06.2010 günlü tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle 29.09.2010 Çarşamba saat 13.30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık ... adına gelen Av. ... huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 13.10.2010 Çarşamba saat 13.30'a bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Savunmaya, tanık ... ...'in anlatımlarına, olayın ortaya çıkış ve şikayet biçimine, eylemden sonra mağdurenin birçok kez sanığın evine gittiğinin anlaşılmasına ve dosya içeriğine göre kaçırıp alıkoyma ve ırza geçme eyleminin zora dayalı olduğunu kabule yeter kanıt bulunmadığı,
yaşına nazaran sabit fiilinin 765 sayılı Kanunun 414/1, 418/2, 430/2. maddelerine uyan ırza geçme ve reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 103/2, 109/1-3f, 5. maddelerinde düzenlenen nitelikli cinsel istismar ve kişiyi cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturacağı, ayrıca rızaen kaçırıp alıkoymanın suç tarihi itibariyle dava zamanaşımının da dolduğu gözetilerek; suçun sonucunda mağdurenin beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı,
bozulmuş ise bunun sanığın cinsel istismar eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve kızlığının izale edilmesinin beden sağlığında bozulma niteliğinde olup olmadığı hususlarında, 4810 sayılı Yasayla değişik 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7/f ve 23/B maddeleri gereği usulüne uygun teşekkül etmiş İhtisas Kurulundan rapor alınıp, 5237 sayılı Yasanın 103/6. maddesinin tatbik koşullarının bulunup bulunmadığının ve buna bağlı olarak lehe yasanın belirlenmesinden sonra hüküm kurulması yerine, hatalı nitelendirme ve eksik tahkikata dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de,
765 sayılı Yasanın 31 ve 20. maddeleri uyarınca geçici olarak kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasının üç yıldan fazla olamayacağı gözetilmeden ceza müddeti olan 4 yıl 2 aylık süre ile kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları ile müdafiin duruşma sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11.10.2010 tarihinde verilen işbu karar 13.10.2010 tarihinde Yargıtay C.Savcılarından ... ... hazır olduğu halde sanık müdafiilerin gıyabında tefhim olundu.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2010/6435, K. 2010/7371, 11 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama