KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2010/6800 E., 2012/11262 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Zimmet
- Hüküm
- Mahkümiyet
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17/06/2006 gün 2006/5-165-213 sayılı Kararına göre soruşturmanın, “kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başlayacağı, somut olayda PTT Başmüdürlüğünce 23/08/2007 tarihinde sanık hakkında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusunun aynı gün kaydının yapıldığı ve bu şekilde soruşturmanın başladığı,
sanığın ise zimmete konu parayı soruşturma başladıktan sonra 31/08/2007 tarihinde tamamen ödediği, bu nedenle mahkemenin uygulamasında olduğu gibi TCK'nın 248/2. maddesi uyarınca verilecek cezada yarı oranında indirim yapılması gerektiği anlaşıldığından, bu konuya ilişkin tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında 2007 yılında PTT Fethiye ilçesi ... şubesinde görev yaptığı sırada gerçekleştirdiği iddia olunan eylemi nedeniyle 01/04/2008 tarihli iddianame ile Fethiye Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, aynı mahkemenin 29/12/2008 gün ve 2008/43 Esas, 2008/242 sayılı Kararı ile sanığa zimmet suçundan mahkümiyet kararı verildiği, bu dosyanın temyiz incelemesi sonucunda hükmün Dairemizce bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan birleştirilmek suretiyle zincirleme suç hükümleri de tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilme tarihine kadar kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nedeniyle sanık hakkında 53/5. madde gereğince cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması gerektiği gözetilmeden, 53/1. maddede yer alan diğer bendlerdeki hakların da kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 27/09/2011 gün ve 2011/3-167-194 sayılı Kararında da açıklandığı üzere katılan kurum sanığın mahkümiyetiyle sonuçlanan ceza davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeksizin vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2010/6800, K. 2012/11262, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama