Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2012/14913 E. , 2013/6972 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. maddesi ile görevli) SUÇ: İrtikap, çıkar amaçlı suç örgütü kurma-yönetme ve bu örgüte üye olma-yardım etme, iş ve çalışma hürriyetini engelleme, ihaleye fesat karıştırma, 6136 sayılı Kanuna ve 3628 sayılı Kanuna ay
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2012/14913 E. , 2013/6972 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. maddesi ile görevli) SUÇ: İrtikap, çıkar amaçlı suç örgütü kurma-yönetme ve bu örgüte üye olma-yardım etme, iş ve çalışma hürriyetini engelleme, ihaleye fesat karıştırma, 6136 sayılı Kanuna ve 3628 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : -Çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma ve yardım etme suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...; 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar ... ve ...; iş ve çalışma hürriyetini engelleme suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve 3628 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, -Çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme suçlarından sanıklar ... ve ..., irtikap suçundan sanıklar ..., ... ve ...'ün mahkümiyetlerine, Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2012 tarihli, 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararına göre, hükümden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşıldığından, anılan Kanunun irtikap suçu yönünden getirdiği düzenlemeler ve suç tarihleri ile irtikap eylemlerine konu değerlere göre bu Kanunla eklenen TCK'nın 250/4. maddesinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında uygulanamayacağı gözetilerek yapılan incelemede; CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin 04/06/2012 havale tarihli dilekçe ile vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanunun 18. maddesindeki "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır." düzenlemesinin verdiği yetkiye dayanılarak Hazinenin katılma talebinin irtikap suçları ile sınırlı olarak kabulüne, mahkümiyet kararı verilen her bir suç yönünden ayrı ayrı tayin olunan ceza miktarına göre sanıklar Orhan ve Murat müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma suçundan, sanık ... hakkında ise ihaleye fesat karıştırma suçlarından açılan kamu davaları ile ilgili olarak, zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükümden önce sanığın 21/07/2005 tarihinde öldüğü UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 64 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve O yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322, 5237 sayılı TCK'nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının sanığın ölümü sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE, Çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma ve yardım etme suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...; 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar ... ve ...; iş ve çalışma hürriyetini engelleme suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen zamanaşımı nedeniyle düşme hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 3628 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın haksız olarak mal edinme suçunu işlediği iddiasıyla ve 3628 sayılı Kanunun 13. maddesine göre cezalandırılması talebiyle açılan kamu davası ile ilgili olarak, İstanbul 4 no'lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2003/97 E. 2003/112 K. sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın 1. Ordu Askeri Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, daha sonra verilen yetkisizlik ve görevsizlik kararları ile son olarak dosyanın gönderildiği Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2006 tarih ve 2005/557 E. 2006/743 K. sayılı ilamı ile sanığın beraetine karar verildiği, bu haliyle bu suçun, yargılamaya konu davaların kapsamı dışında kaldığı, bu suç yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerektiği gözetilmeksizin, bu suça ilişkin davanın zamanaşımına uğradığından bahisle yazılı şekilde düşme kararı verilmesi, Kanuna aykırı; sanık müdafii, katılan vekili ve O yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 4 ve 5 no'lu hüküm fıkralarının hükümden çıkarılarak yerine “Sanık ...'in haksız olarak mal edinme suçunu işlediği iddiasıyla ve 3628 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre cezalandırılması talebiyle açılan kamu davası ile ilgili olarak, İstanbul 4 no'lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2003/97 E. 2003/112 K. sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın 1. Ordu Askeri Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, daha sonra verilen yetkisizlik ve görevsizlik kararları ile son olarak dosyanın gönderildiği Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2006 tarih ve 2005/557 E. 2006/743 K. sayılı ilamı ile sanığın beraetine karar verildiği, bu haliyle bu suçun, yargılamaya konu davaların kapsamı dışında kaldığı anlaşıldığından, bu suç yönünden karar verilmesine yer olmadığına, sanığın tedbir kararı verilen mal varlığı ile ilgili olarak görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine,” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İrtikap suçundan sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...'ün; sanık ...'nun ... Belediye Başkanı olduğu sırada ...'e karşı işlediği irtikap eylemine (fer'an) iştirak ettiği mahkemece kabul edilmesine rağmen, cezasından 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesi gereğince indirim yapılmayarak çelişkili uygulama yapılmasına karşın fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek irtikap eylemine doğrudan ve faillik boyutunda katıldığının anlaşılması, keza; 5252 sayılı Kanunun 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususu ise; 765 sayılı TCK'nın 209/1 ve 59. maddelerinin en lehe olacak biçimde uygulanması halinde belirlenecek cezanın, 5237 sayılı TCK'nın 250/1 ve 62. maddelerinin uygulanması sonucu belirlenen cezaya göre aleyhe sonuç doğuracağının anlaşılması karşısında bozma nedeni sayılmamış; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; İrtikap eylemine konu mallardan arabanın alınması sırasında belediye meclis üyeliği görevinin bulunması da gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a, maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK hükümlerine göre ceza verilmesine rağmen, müsadere yönünden 765 sayılı TCK ile aynı dönemde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak karma uygulama yapılması suretiyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı; sanık müdafii, katılan vekili ve O yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca, mahkemenin takdiri de gözetilerek hüküm fıkralarına "Suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nedeniyle anılan Kanunun 53/5. maddesi uyarınca takdiren 2 yıl 1 ay süreyle cezanın infazından sonra işlemek üzere 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kullanılmasından yasaklanmasına" ibarelerinin eklenmesi ve hükmün 13 no'lu fıkrasından sanık ...'ün isminin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İrtikap suçundan sanık ...'nun; ... Konut Yapı Kooperatifi, ... Çalışanları Yapı Kooperatifi ve ...'e karşı eylemleriyle ilgili 12/a, b, ve c no'lu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5252 sayılı Kanunun 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususu; 765 sayılı TCK'nın 209/1, 219/1 ve 59. maddelerinin en lehe olacak biçimde uygulanması halinde belirlenecek cezanın, 5237 sayılı TCK'nın 250/1 ve 62. maddelerinin uygulanması sonucu belirlenen cezaya göre aleyhe sonuç doğuracağının anlaşılması karşısında bozma nedeni sayılmamış; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçları işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı; sanık müdafiileri, katılan vekili ve O yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca, mahkemenin takdiri de gözetilerek hüküm fıkralarına "Suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nedeniyle anılan Kanunun 53/5. maddesi uyarınca takdiren 2 yıl 1 ay süreyle cezanın infazından sonra işlemek üzere 53/1-a maddesindeki hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına" ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İrtikap suçundan sanık ...'nun; ... Konut Yapı Kooperatifleri Birliği ve ... Evleri Konut Yapı Kooperatifine karşı eylemleriyle ilgili 12/d ve e no'lu hükümlere yönelik temyiz itirazları ile yine irtikap suçundan sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; ... Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin yöneticileri hakkında zimmet suçundan açıldığı bildirilen davaya ilişkin ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/447 Esas sayılı dosyası ile adı geçen Birlik, ... Belediye Başkanlığı ve ... Vakfı arasındaki hukuki ilişkiler nedeniyle yapılan tüm mali işlemlere ilişkin kayıtların getirtilmesi, Birlik tarafından Gürpınar Ülkü Konut Yapı Kooperatifine satılan taşınmazın daha sonra kimler adına tapuya kaydedildiğinin belirlenmesi, Akif Duman tarafından dosyaya sunulan çek tevdii bordrolarında gösterilen tüm çeklerin ilgili bankalardan yeniden istenerek bu çekleri bankaya ibraz eden kişilerin tanık olarak dinlenip paraları kimin adına aldıklarının sorulması, ... Evleri Konut Yapı Kooperatifi yöneticisi ...'nun ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/264 Esas sayılı dosyasında yargılama sırasında alınan 13/02/2004 tarihli ifadesinin içeriği ve bu kişinin soruşturma aşamasında alınmış ifadesinin olmaması da gözetilerek, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9. maddesine uygun olarak 5 no'lu gizli tanığın duruşmada dinlenmesi, ... Evleri Konut Yapı Kooperatifine ait 1998 yılı defter ve kayıtları getirtilip ..., ..., ... ve ...'a satılmış olarak gösterilen taşınmazlarla ilgili satış paralarının kooperatif kayıtlarına intikal edip etmediğinin tespit edilmesi, ... adına kaydedilen taşınmazların akıbetinin araştırılıp bu kişinin tanık olarak dinlenmesi, hukuki nitelendirmeye esas olmak üzere bu kooperatife imar dışı çarşı ruhsatı verilerek menfaat temin edildiği yönündeki iddialar üzerinde gerekli araştırmaların yapılması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de; 5252 sayılı Kanunun 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanıklar hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK hükümlerine göre ceza verilmesine rağmen, müsadere yönünden 765 sayılı TCK ile aynı dönemde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak karma uygulama yapılması suretiyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesine aykırı davranılması, Sanık ...'in örgütsel faaliyetleri sonucu elde ettiği kabul edilen ve mahkemece tedbir konulup zaptedilen taşınır ve taşınmaz mallar ile parasal değerlerin 4422 sayılı Kanunun 1/4. maddesi gereğince Devlete intikaline karar verilirken bu malların neler olduğu veya tedbire konu mahkeme kararının tarih ve sayısı açıkça gösterilmeksizin infazda tereddüde neden olunması, Çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme suçundan sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tebligat Kanununun 11/1. maddesine göre; birden çok vekille takip edilen işlerde vekillerden birine tebligat yapılması yeterli olduğundan sanık ... müdafii Av. ...'ün görev uyuşmazlığının giderilmesinden sonra duruşmadan haberdar edilmemesi nedeniyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 5252 sayılı Kanunun 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesinin gerektiği, çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme suçlarını düzenleyen 4422 sayılı Kanunun, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18/1-d maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, aynı suçun 5237 sayılı TCK'daki karşılığını oluşturan 220. maddede öngörülen hapis cezasının alt sınırı itibariyle, 4422 sayılı Kanunun 1/1. maddesindeki hapis cezasının alt sınırına göre lehe olduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de; Sanıklar hakkında, 765 sayılı TCK ile aynı dönemde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Kanun hükümlerine göre ceza verilmesine rağmen, takdiri indirim ve güvenlik tedbirleri yönünden 5237 sayılı TCK hükümleri uygulanarak karma uygulama yapılması suretiyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesine aykırı davranılması, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık ... hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Sanık ... hakkındaki sonuç ceza kısa kararda 3 yıl 4 ay hapis cezası olarak gösterilmesine rağmen, gerekçeli kararda 5 yıl hapis cezası olarak gösterilerek, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunması, Sanıkların örgütsel faaliyetleri sonucu elde ettikleri kabul edilen ve mahkemece tedbir konulup zaptedilen taşınır ve taşınmaz mallar ile parasal değerlerin 4422 sayılı Kanunun 1/4. maddesi gereğince Devlete intikaline karar verilirken bu malların neler olduğu veya tedbire konu mahkeme kararının tarih ve sayısı açıkça gösterilmeksizin infazda tereddüde neden olunması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri, katılan vekili ve O yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.