İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2012/485 Karar: 2013/1426 Tarih: 2013

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/485 K.2013/1426

5. Ceza Dairesi 2012/485 E. , 2013/1426 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İcbar suretiyle irtikap HÜKÜM : Eylemler üç ayrı ikna suretiyle irtikap suçu kabul edilerek mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 günlü 2007/

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2012/485 E. , 2013/1426 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İcbar suretiyle irtikap HÜKÜM : Eylemler üç ayrı ikna suretiyle irtikap suçu kabul edilerek mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 günlü 2007/

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2012/485 E. , 2013/1426 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İcbar suretiyle irtikap HÜKÜM : Eylemler üç ayrı ikna suretiyle irtikap suçu kabul edilerek mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 günlü 2007/9-230 Esas ve 2008/23 sayılı Kararı uyarınca tayin olunan ceza miktarı nazara alınarak ve yasal süreden sonra yapılan duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK'nın 18/09/2012 gün 2012/420 E. 2012/1771 K. sayılı kararı da nazara alınarak 6352 sayılı Yasanın geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşıldığından anılan Yasanın irtikap suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek yapılan incelemede; Sanığın heyeti oluşturan hakimler hakkındaki reddi hakim talebine ilişkin olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin 28/04/2011 gün 2011/474 D. İş ve bu karara itiraz üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16/06/2011 gün 2011/470 D. İş sayılı red kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu, Dairemizin 02/04/2009 tarih 2009/1358 Esas, 2009/4100 Karar sayılı bozma ilamında aynı olaya ilişkin anlatımları bulunan tanıklar ..., ..., Selahattin Tecer ve ...'in beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesinin belirtildiği, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama esnasında çelişkinin giderilmesi amacıyla adı geçen tanıklardan sadece ...'nin beyanının talimat yoluyla alındığı, diğer tanıkların beyanlarının alınmadığı, beyanlar arasındaki çelişkinin usulünce giderilmeye çalışılmadığı anlaşılmakla, Tanıklar ..., ..., Selahattin Tecer ve ...'in herbirinin beyanının diğer üçünün beyanları okunmak suretiyle yeniden alınarak beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesinden sonra ve çelişkinin giderilememesi halinde hangi tanığın beyanına neden itibar edildiği gerekçede gösterilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; Tanık ...'in beyanında sanığın ... isimli tanık hakkındaki çek karnelerini iade etmemek suçuna ilişkin dosyaların bir kısmında birleştirme veya takipsizlik kararları verdiğini beyan etmesi, mahkemece de sanığın tanıklar ..., ... ve ... isimli tanıklardan karşılıksız çekler hakkında işlem yapılmaması veya takipsizlik kararı verilmesi karşılığında para aldığı ve görülmekte olan dosyalar hakkında takipsizlik kararı verdiği kabul edilmesine göre sanığın adı geçen tanıklar hakkında verdiği birleştirme veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması halinde dosyaların celbedilerek incelenmesi, dosyalardan edinilecek kanaate göre sanığın görevinin gereklerine aykırı davranarak işlem yaptığının tespit edilmesi halinde eylemin rüşvet suçunu, görevinin gereklerine uygun davranmasına rağmen menfaat temin ettiğinin anlaşılması halinde ise eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağının gözetilmemesi, Sanığın sürücü belgesi olmaksızın araç kullanma eylemi nedeniyle hakkında idari yaptırım kararı düzenlediği tanık ...'e “parayı bana bırak, ben hallederim” demesi üzerine adı geçen tanığın parayı sanığa verdiği, ancak paranın maliyeye yatırılması gerektiğini öğrenmesi üzerine ertesi gün giderek geri aldığı şeklinde kabul edilen eylemde ikna suretiyle irtikap suçunun unsuru olan hileli davranışın ne olduğunun açıkça belirtilmemesi ve güveni kötüye kullanma suçunun karar yerinde tartışılmaması, Sanığın ..., ..., ... isimli tanıklardan değişik zamanlarda birden fazla para alma eylemi gerçekleştirdiği kabul edilmesine göre hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakılmaya hükmedilmesi, 5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesindeki hak yoksunluğuna, kabul edilen her bir suçla ilgili ayrı ayrı hükmedildikten sonra kazanılmış hakka göre uygulama yapılması ve aynı Yasanın 53/1-a maddesinde sayılan hakların tamamından yoksunluğa hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, netice olarak hükmolunan 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasının yarısı 2 yıl 7 ay 7 gün olmasına rağmen sanığın 2 yıl 7 ay 8 gün süreyle kamu görevi üstlenmekten mahrum bırakılmasına hükmedilmesi, 6352 sayılı Yasanın 86. maddesi ile eklenen TCK'nın 250/4. maddesi gereğince mağdurların ekonomik durumu ile sağlanan menfaatin değeri dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla