KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2013/10945 E., 2014/3646 K.
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2014
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- İrtikap
- Hüküm
- Görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine
Karar Detayı
332 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Suç tarihinde ...
1 Eylül Devlet Hastanesi'nde Çocuk Cerrahi uzmanı olarak görev yapan sanığın, sünnet ve çift taraflı fıtık ameliyatı için 7 aylık olan ...'ın babası ...'ten bıçak parası adı altında 600,00 TL istediği, yapılan pazarlık sonucu bu rakamın 400,00 TL'ye düştüğü, şikayetçi ...'in ameliyattan önce muayehanesinde sanığa 100,00 TL verdiği, ameliyatın ve sünnetin 15/12/2005 tarihinde hastanede sanık hekim tarafından gerçekleştirildiği, bu işlemden sonra şikayetçinin resmi makamlara müracaat ederek sanık hakkında şikayetçi olduğu,
sünnet ve ameliyattan bir gün sonra şikayetçi tarafından sanığa muayehanesinde ödenen 300,00 TL'nin görevlilerce sanıkta ele geçirildiği, dosya kapsamına göre hastanın hayati tehlikesinin bulunmadığı ve başka sağlık kuruluşlarına başvurma imkanının da bulunduğu, bu itibarla somut olayda sanığın icbar boyutuna varan bir hareketinin olmadığı, eyleminin, suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu” oluşturduğu, hüküm tarihinden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK'nın 257/3. maddesinde değişiklik yapıldığı,
05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 105/5-b maddesi ile de 5237 sayılı TCK'nın 257/3. madde ve fıkra hükmünün yürürlükten kaldırılmış olduğu ve bu suretle aynı Kanunun 87. maddesiyle değiştirilen TCK'nın 252/2. maddesinde düzenlenen rüşvet suçuna dönüştüğü, bu durumun aleyhe sonuç doğurduğu, en lehe olan yasal düzenlemenin 6086 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesi olduğu ve lehe yasanın da buna göre belirlendiği tüm dosya kapsamından anlaşıldığından,
tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye itibar edilmemiş, uygulama maddesinin TCK'nın 257. maddesinin 3. fıkrası delaletiyle 1. fıkrası olarak gösterilmemesi (doğrudan anılan yasa ve maddenin 1. fıkrası ile uygulama yapılması) ise mahallinde ikmali mümkün eksiklik olarak kabul edilmiştir.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi KıstaslarıTCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.