KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2013/17058 E., 2014/3071 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2014
- Tebliğname No
- 5 - 2013/356436
- Mahkemesi
- Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi
- Tarihi
- 01/10/2013
- Numarası
- 2013/250 Esas, 2013/418 Karar
- Suç
- Tefecilik
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık E.. Ö.. hakkında kurulan beraet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında iddianamede tefecilik suçlamasına ve TCK'nın 241/1. maddesine yer verildiği halde fiilin bölünmezliği ilkesine aykırı olacak şekilde eylem suç üstlenme olarak kabul edilip suç duyurusunda bulunulmasına, tefecilik suçundan ise beraetine karar verilerek çelişki oluşturulması,
Sanık S.. S.. hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde tefecilik suçunun; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, ...” biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği,
Ayrıca, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı, suçun tamamlanması için ivazın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı,
aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında bu miktar paraların karşılıksız verilmesinin de hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşmediği nazara alındığında;
Sanık hakkında aynı dönem içerisinde meydana gelen tefecilik eylemleri nedeniyle daha önce açılan davalar bulunduğunun anlaşılması karşısında, tüm dava dosyalarının getirtilip, yargılaması sürenler varsa, şahsi ve fiili bağlantı nedeniyle bu dosya ile birleştirilmesinden, buna imkan yoksa denetime olanak sağlamak için dosya arasına konulup iddianame tarihlerine göre hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinden sonra, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden “müşteki ve eylemlerin farklı olduğu görülmüştür” şeklindeki gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi uyarınca arttırım yapılırken denetime imkan verecek şekilde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden sadece takdiren ibaresine yer verilmek suretiyle 3/4 oranında ve en üst sınırdan uygulama yapılması,
Sanık tarafından, lehe hükümlerin uygulanması talep edilmesine rağmen, takdiri indirime ilişkin TCK'nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmaması konusunda herhangi bir karar verilmemesi,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2013/17058, K. 2014/3071, 19 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama