KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2014/1449 E., 2016/3108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Tefecilik
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m.38/4, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m.14/2), suça konu ödünç paranın verilmesi karşılığı düzenlendiği ileri sürülen ve katılanın borçlusu olduğu senet ile buna istinaden başlatılan icra takip dosyasında sanığın yer almadığı,
dosya kapsamına göre katılanın soyut beyanı dışında iddiayı doğrulayan ve sanığın tefecilik yaptığını gösteren savunmasının aksine kesin, tarafsız, inandırıcı ve mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de; Temel cezanın belirlenmesi sırasında hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde TCK'nın 51/3. maddesine aykırı olarak, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden denetim süresinin alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle orantılılık ilkesine aykırı davranılması, Kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesi uyarınca uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin nazara alınmaması,
CMK'nın 231/6. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulunun gerçekleşmesi için, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ''kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması,
manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği'' şeklindeki kabul karşısında, sanığın eylemi nedeniyle somut ve belirlenebilir bir zarar olup olmadığı tespit edilip, zarar oluştuğunun saptanması halinde sanığa, bu zararı karşılamak isteyip istemediği sorulduktan sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “müdahil tarafın zararını gidermemiş olması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2014/1449, K. 2016/3108, 28 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama