KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2014/496 E., 2016/2581 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2016
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Görevi kötüye kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
...Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın ... vekili olarak katılan aleyhine icra takibi yaptığı ve olay tarihinden bir hafta kadar önce katılanın iş yerindeki eşyaların haczedilerek yediemin olarak borçluya bırakıldığı, olay tarihinde ise ...'ın yanında herhangi bir icra görevlisi olmadığı halde katılanın iş yerinden haczedilmiş eşyaları ve başka eşyaları yediemin değişikliği yapıldığından bahisle araçlara yüklediği, katılanın kızarak olay yerinden ayrıldığı,
olaya komşuların müdahale ettiği, ...'ın da avukatı olan sanığa haber vermesi üzerine sanığın olay yerine gelip kendinin avukat olduğunu ve yapılan işlemin yasaya uygun olduğunu belirterek ...'ın hacizli eşyaları götürmesini sağladığı, haczedilen malların başka yere götürülmesi ve yediemin değişikliği yapılmasının icra müdürlüğünün izni ile olması gerektiği, bu şekilde izin almadan yediemin değişikliği adı altında haczedilen eşyaların başka yerlere naklinin yasalara uygun olmadığı, avukat olan sanığın bu eyleminin avukatlık görevi nedeniyle görevini kötüye kullanma suçu niteliğinde olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de.
TCK'nın 257. maddesi genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiği, haczedilen malların başka yere götürülmesi isnadına ilişkin olarak .... ve .... hakkında açılan kamu davasına ilişkin olarak yapılan yargılama sonucunda Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/292 Esas ve 2011/57 sayılı Kararı ile beraatlerine karar verilip anılan kararın kesinleştiğinin anlaşılması, sanığın eyleminin ancak ... ve...’ın fiillerine yardım olarak nitelendirilebilecek olması,
faili olmayan suçta şerikliğin de mümkün olamayacağı nazara alınarak sanığın beraati yerine, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık müdafiin, lehe hükümlerin uygulanması yönündeki talebinin 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesindeki paraya çevirme ve diğer seçenek yaptırımları da kapsadığı gözetilmeden bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2014/496, K. 2016/2581, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama