KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2017/6387 E., 2018/869 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2018
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Tefecilik yapmak suçundan şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 24/02/2017 tarihli ve 2016/47495 soruşturma, 2017/5449 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Mersin 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 15/05/2017 tarihli ve 2017/1483 değişik iş sayılı kararının.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda müştekilerin vefat eden babası ...
Cumbat ile şüpheliler arasında 33 M 1112 ticari plakalı aracın satışına ilişkin 11/11/2004 tarihinde imzalanan sözleşmeye istinaden ...
Cumbat'ın şüphelilere verdiği 135.000,00 TL bedelli senede ilişkin başlatılan Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2004/4359 sayılı takip dosyasından bahse konu aracın kaydına haciz şerhi işlenmesini müteakip, şüpheliler tarafından müştekilerin hacizli aracın icra kanalıyla satılacağı tehdidi ile müşteki ...'a şüpheli ... lehine 01/01/2014 tarihli ve 500.000,00 Türk lirası bedelli;
şüpheli ... lehine ise 20/05/2014 tarihli ve 650.000,00 Türk lirası bedelli senet imzalatıldığı ve anılan senetlere ilişkin müştekiler hakkında Mersin 8. İcra Müdürlüğünün 2015/9231 sayılı dosyasından yapılan takipte bahse konu araca ve müştekilere ait tüm gayrimenkullere haciz işlemi uygulandığı,
şüpheliler ... ve ...'nun tefecilik neticesinde almış oldukları senetlerin tahsili için aslında müştekiler ile hiç bir ticari ilişkisi olmayan anneleri şüpheli ...'ı aracı kılarak senet düzenlemek suretiyle icra takibine konu ettikleri iddialarına ilişkin olarak tanıklar ... ile ...'in bahse konu iddiaları doğruladıkları halde şüpheli ...'ın alınan beyanında müştekiler ile oğulları olan diğer şüpheliler arasındaki ticari ilişkiyi bilmediğini,
kendisinin aile dostu olan müştekilere babaları vefat ettikten sonra ekonomik sıkıntıya düştükleri için senet karşılığı vermiş olduğu 650.000,00 Türk lirasının ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını iddia etmesi karşısında,
şüphelilerin alacaklı olduğu başkaca icra dosyaları olup olmadığı araştırılıp varsa getirtilip incelenerek özellikle bahse konu senetlerin hangi borç ilişkisine istinaden ne zaman verildiği hususlarında beyanları alınmaksızın ve şüphelilerin vergi kayıtları ile banka hesap hareketlerinin incelenerek senetlerin düzenlendiği tarihte bahse konu bedelleri borç verebilecek maddi durumlarının olup olmadığı hususu ile geçim kaynakları hakkında etraftan sorularak kolluk marifetiyle ayrıntılı bir şekilde sosyal ekonomik durumları araştırılmadan eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2017/6387, K. 2018/869, 19 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama