Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2024/6680 E. , 2026/4648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/515 Esas, 2024/468 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düzeltilerek onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizi üzerin
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2024/6680 E. , 2026/4648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/515 Esas, 2024/468 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düzeltilerek onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Tebliğnamede görüş bildirilen, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmü düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik bir temyiz talebi bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın mahkumiyetine dair İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2022 tarihli ve 2021/255 Esas, 2022/158 sayılı Kararının sanık müdafii ile katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 25.10.2022 tarihli ve 2022/2242 Esas, 2022/2249 sayılı Kararı ile "... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde idari ve mali işlerden sorumlu personel olarak görev yapan sanığın uhdesindeki yetki ve sorumluluk dahilinde, bilimsel araştırma projeleri ile bir kısım sosyal yardım projelerine ait ... şubesinde bulunan proje hesaplarından zincirleme olarak kendi şahsi hesabına doğrudan para transferleri yaptığı gibi bir kısım proje hesaplarından önce hastane kreş ve gündüz bakımevi hesabına daha sonra da buradan kendi şahsi hesabına transfer ettiği paraları mal edindiğinin, bir kısım para transferlerinde ise sahte talimat belgeleri düzenlediğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında sanığın zimmet eylemlerinin "zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenip işlenmediği" bir diğer ifadeyle maddi olayda TCK'nın 247/2 madde ve fıkrasında düzenlenen nitelikli zimmetin koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla emekli Sayıştay denetçilerinden oluşan yeni bilirkişi heyetine dosyanın kül halinde tevdi edilerek rapor aldırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz bilirkişi raporu dayanak yapılarak yazılı biçimde uygulama yapılması ..." gerekçeleriyle 5271 sayılı Kanun 280/1-e ve 289/1-i maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 27.12.2023 tarihli ve 2022/457 Esas, 2023/486 sayılı Karar ile sanığın zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43, 248/2 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1, 2, 3, 5 maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 20.02.2024 tarihli ve 2024/515 Esas, 2024/468 sayılı Kararı ile sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğunun uygulanması yönünden düzeltilerek sanık müdafii ile katılan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin yasal şartları oluşmadan uygulandığına, somut olayda tüm zarar giderilmediği halde etkin pişmanlıktan indirim yapılmasının hatalı olduğuna ve sanığın üst sınırdan cezalandırılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanık hakkındaki hükmün eksik incelemeyle ve sübuta yeterli delil bulunmadan kurulduğuna, etkin pişmanlık hükümlerinin yanlış uygulandığına, usul ve esasa aykırı olan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.'' Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 27.04.2022 tarihli hükümlere yönelik istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 25.10.2022 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 27.12.2023 tarihli hüküm ve bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 20.02.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 27.04.2022 tarihli hükümler yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.03.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bir eğitim ve araştırma hastanesinde idari ve mali işlerden sorumlu personel olan sanık, sorumluluğundaki proje hesaplarından kendi şahsi hesabına para transferleri yapmak ve bir kısım transferlerde sahte talimat belgeleri düzenlemek suretiyle zimmet suçundan yargılanmıştır. Bölge adliye mahkemesi, ilk hükmü duruşma açmaksızın dosya üzerinden inceleyerek bozmuş, ilk derece mahkemesi bu bozmaya uyarak yeniden mahkûmiyet kurmuş ve istinaf başvuruları düzeltilerek esastan reddedilmiştir.
Hukuki İlke: CMK 280/1-e ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemesinin duruşma açmaksızın hükmü bozabileceği haller sınırlı olarak sayılmıştır; bu bentler dışında kalan bir nedenle dosya üzerinden verilen bozma kararı kanuni dayanaktan yoksundur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararında da bu tür bozmaların ve bunlara dayanılarak kurulan hükümlerin görevsiz mahkemece verilmiş sayılacağı belirtilmiştir. CMK 284 uyarınca direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesinin bu hukuka aykırı bozmaya uyması da hükmü sakatlar (CMK 280/1-g, 302/2).
Uygulama Sonucu: Bölge adliye mahkemesi kararının, sair yönleri incelenmeksizin CMK 302/2 uyarınca bozulmasına ve dosyanın CMK 280/1-g uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere iadesine karar verilmiştir.
Dava Strateji Notu: Bölge adliye mahkemesinin dosya üzerinden verdiği bozma kararlarında, bozma nedeninin CMK 280/1-e veya (f) kapsamında olup olmadığı mutlaka denetlenmeli; bu bentler dışındaki bir gerekçeyle duruşma açılmadan verilen bozma, temyizde başlı başına ve esasa girilmeksizin bozma sebebidir. Zimmet dosyalarında nitelikli zimmet tartışması varsa duruşmalı istinaf incelemesi talebi güçlü bir usuli dayanaktır.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.