Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2025/10055 E. , 2025/14011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/9881 Değişik iş SUÇ : Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi KANUN YARAR
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2025/10055 E. , 2025/14011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/9881 Değişik iş SUÇ : Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2024 tarihli ve 2023/6698 Soruşturma, 2024/144350 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararına vaki itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/9881 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 12.12.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 03.10.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2025 tarihli ve KYB-2025/121507 sayılı yazısı ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; ''5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekili tarafından şüphelinin 02.07.2014-01.11.2022 tarihleri arasında müşteki ... isimli firmada görev aldığı dönemde ticari sır olabilecek bilgi ve belgeleri harddiskine kopyalayarak ticari sırların korunması yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bahisle arama talebi ile birlikte suç duyurusunda bulunulması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelinin ikametinde arama işlemi gerçekleştirilerek harddiskine el konulduğu ve harddisk içerisinde yer alan verilerin ticari sır ihtiva edip etmediği hususuna ilişkin aldırılan 01.10.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; verilerin gizli belge olmadığı veya ticari sır ihtiva etmediği, iş ve organizasyon şeması içerir veriler olup teknik veri içermediği ve iş bu seviyede mühendis tarafından kolaylıkla üretilebileceği, dolayısı ile şirketi zarara uğratacak veya sır niteliğinde bir belge olmadığının belirtilmesi üzerine, şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı cihetle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşteki vekilinin başvurusunda yer alan, "... Gerçekten de müvekkil şirket tarafından 01.11.2022 tarihinde, şüphelinin işten çıkışına dair el yazılı beyanı doğrultusunda işten çıkış işlemlerinin ücrete dair kısmı derhal gerçekleştirilmiştir. Şüpheli ise çıkış işlemlerinin tümüyle tamamlanmasını beklemeksizin aynı ay (Kasım) içerisinde, müvekkil şirket ile doğrudan rekabet halinde bulunan ..Mühendislik A.Ş.'in mühendislik bölümünde İş Geliştirme ve Teklif Koordinatörü olarak çalışmaya başlamıştır. Halbuki müvekkil şirket, şüphelinin yeni işvereni konumundaki ..Mühendislik A.Ş. ile rakip halinde ihalelere girmekte ve yarış halinde teklif vermektedir. Bu çerçevede; şüphelinin 08.05.20 22... .11.2022 tarihleri arasında müvekkil şirkete ait bilişim sisteminde yapmış olduğu tüm işlemleri gösterir log kayıtları ile şüphelinin, müvekkil şirket tarafından kullanılmakta olan bu bilişim sisteminden şirkete ait kişisel veri ve/veya ticari sır niteliğindeki gizli bilgi ve belgeleri harddisk |SanDisk Portable SSD SCSI Disk Device (2 TB) ve SanDisk Extreme SSD SCSI Disk Device (950 GB)| kullanmak suretiyle parça parça, ancak düzenli aralıklarla kopyaladığı; keza tarafımızca şüphelinin yeni işvereni ile anlaştığı düşünülen Eylül ayı itibarıyla iş akdi sonlanana dek her gün, yoğun bir şekilde kopyalama işlemi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir... Üstelik şüpheli; bizzat görev aldığı projelere ilişkin bilgi ve belgeleri kopyalamakla kalmamış, hiçbir suretle görev almadığı projelere dair bilgi ve belgeleri de kopyalamıştır. Keza söz konusu log kayıtları ile şüphelinin, yalnızca ana sistemde bulunan bilgi ve belgeleri değil, aynı zamanda eski çalışma arkadaşları tarafından işlerini depolamak amacıyla kişisel depo olarak kullanılan klasörlere de erişim sağlayarak bu klasörleri de kopyaladığı anlaşılmıştır. Şüphelinin izah olunan bu iki eylemi hayatın olağan akışına uyar rasyonel bir gerekçe ile açıklanamadığı gibi şüphelinin detaylarını ve kişisel depoları kopyalamak şeklindeki işbu eyleminin “kişisel deneyime dayalı mesleki kullanım” amacı taşıması da imkansızdır. Sayın Bakanlığınızca da takdir edileceği üzere, iş ürününden meslek kullanım amacıyla yetkisiz şekilde yararlanılması, TTK m.55/1-c uyarınca her halükarda haksız rekabet teşkil etmektedir... 3. Şüpheli, Müvekkil Şirkete Ait Sistemde Yer Alan Sözleşmeleri, Tedarikçi Bilgilerini ve İşverenlerce Gizlilik Sözleşmesi Altında Müvekkil Şirket ile Paylaşılan Bilgi ve Belgeleri Hukuka Aykırı Olarak Kaydetmiş Olduğundan Şüphelinin İşbu Eyleminin, TCK m.135 Uyarınca Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Tüm Yasal Unsurlarını Oluşturduğu Açıkça Ortadadır... Somut olayda; müvekkil şirkete ait sistemde yer almakla birlikte gerçek kişi müşterilere, tedarikçilere ve müvekkil şirket ile iş ortaklarının personellerine ait isim, adres, TCKN, VKN, telefon numarası, e-posta adresi gibi kişisel veriler içeren sözleşmelerin, tedarikçi bilgilerinin ve işçi-işverenlerce gizlilik sözleşmesi altında müvekkil şirket ile paylaşılan bilgi ve belgelerin, müvekkil şirketin gizlilik politikasına karşın şüpheli tarafından şahsi hard disklere kopyalanması ile suçun maddi unsurunu oluşturan "kaydetme" fiili gerçekleşmiştir... Dolayısıyla şüpheli ... tarafından müvekkil şirketin izni ve bilgisi olmaksızın harici hard disklere kaydedilen hazırlık çalışmalarının; özellikle üretim teknikleri, sunumlar, tasarım ve dizaynlar ile nakit akışına, teklif bedellerine ve maliyetlere dair raporların ve hatta, müvekkil şirketin inşaat projelerinde çalıştığı/çalışmayı planladığı tedarikçiler ve iş ortakları ile anlaşma şartlarının birer ticari sır olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır..." şeklindeki hususlar ile, Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 28.12.2022 tarihli ve 2021/1504 esas, 2022/15142 karar sayılı ilamında yer alan; “... rakip firmalara verildiği iddia edilen belgelerin ticari sır mahiyetinde olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından özellikle ticaret hukuku konusunda uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi kurulundan rapor alındıktan sonra...” şeklindeki açıklamalar birlikte nazara alındığında, somut olayda atılı suçların oluşup oluşmadığının tespitine ilişkin olarak ticaret hukuku konusunda uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi kurulundan rapor alındıktan yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, işletme mühendisi bilirkişiden alınan rapora göre karar verildiği, bu itibarla eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.'' Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Şüphelinin 02.07.2014-01.11.2022 tarihleri arasında şikayetçi ... Endüstri Tesisleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde görev aldığı dönemde ticari sır mahiyetinde olabilecek bilgi ve belgeleri hard diskine kopyalayarak ticari sırların korunması yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2024 tarihli ve 2023/6698 Soruşturma, 2024/144350 sayılı Kararı ile şüphelinin ikametinde yapılan aramada el konulan hard disk üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 01.10.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; verilerin gizli belge olmadığı, ticari sır ihtiva etmediği, iş ve organizasyon şeması içerir veriler olup teknik veri içermediği ve iş bu seviyede mühendis tarafından kolaylıkla üretilebileceği, şirketi zarara uğratacak veya sır niteliğinde bir belge olmadığının belirtilmesi karşısında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara şikayetçi vekilinin itirazı üzerine merci İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/9881 Değişik iş sayılı Kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 172. maddesi "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...", 173. maddesi“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümlerini içermektedir. Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 01.10.2024 tarihli bilirkişi raporunun karara esas alınabilecek yeterlilikte olduğu, şüphelinin harddiskinde ele geçen verileri yetkisiz kişilere verdiğine veya ifşa ettiğine dair delil bulunmadığı nazara alındığında, şikayetçi vekilinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazının reddine dair İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.12.2024 tarihli ve 2024/9881 Değişik iş sayılı Kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Soruşturma dosyasının Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2025 tarihinde karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.