İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2025/2199 Karar: 2025/5637 Tarih: 2025

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2025/2199 K.2025/5637

5. Ceza Dairesi 2025/2199 E. , 2025/5637 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR A. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 31.01.2025 tarihli ve 2025/2 sayılı Kararıyl

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2025/2199 E. , 2025/5637 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR A. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 31.01.2025 tarihli ve 2025/2 sayılı Kararıyl

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2025/2199 E. , 2025/5637 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR A. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 31.01.2025 tarihli ve 2025/2 sayılı Kararıyla özet olarak; Point Of Sale (POS) cihazına sahip iş yeri sahiplerince kart sahibi ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına karşın, POS cihazından alışveriş yapılmış gibi belli bir tutarda işlem yapılmasının ardından çekilen bu tutar üzerinden değişen oranlarda peşin komisyon alınarak geri kalan tutarın da tüketiciye nakit olarak ödenmesi şeklinde gerçekleşen eylemler yönünden; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 2023/214 Esas, 2023/260 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 2022/1484 Esas, 2023/1988 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 2024/3177 Esas, 2024/2750 Karar, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2023/2381 Esas, 2024/2752 Karar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 2024/3 Esas, 2024/1621 Karar ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2023/1889 Esas, 2024/422 Karar sayılı ilamlarında söz konusu eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu oluşturacağının kabul edildiği, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2023/1093 Esas, 2024/2726 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2024/434 Esas, 2024/1934 Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2022/1475 Esas, 2022/1650 Karar, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2022/569 Esas, 2023/771 Karar, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2023/2901 Esas, 2024/2675 Karar ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2020/467 Esas, 2023/705 Karar sayılı ilamlarında ise söz konusu eylemlerin "özel normun önceliği" ilkesi gereğince 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun (5464 sayılı Kanun) 36. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağının belirtildiği, 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7242 sayılı Kanun) 14. maddesi ile yapılan değişiklikle, maddedeki adli para cezasının alt sınırı beşyüz gün, hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırının ise 6 yıl olarak değiştirildiği, bu tarihten sonraki eylemlerde 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı öngören aynı tefecilik suçundan uygulama yapılması gerekeceği, Ancak 15.04.2020 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin ise gerek 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde gerekse 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde aynı tür ve miktarda (suç tarihi itibarıyla) cezai yaptırım öngörülmesi nedeniyle hangi yasa maddesi ile uygulama yapılırsa yapılsın ceza miktarı yönünden fail açısından sonucu değiştirmeyeceği akla gelebilir ise de af, şikayet, katılma hakkı ve görevli istinaf ve temyiz dairesinin belirlenmesi gibi hususlarda suç tipinin ve uygulanacak yasa maddesinin doğru olarak belirlenmesinin zorunlu olduğu, Açıklanan nedenlerle; 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35. maddesi gereği, Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesi Başkanlığı tarafından yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istenmiştir. B. KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR POS cihazına sahip iş yeri sahiplerince kart sahibi ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına karşın, POS cihazından alışveriş yapılmış gibi belli bir tutarda işlem yapılmasının ardından çekilen bu tutar üzerinden değişen oranlarda peşin komisyon alınarak geri kalan tutarın da tüketiciye nakit olarak ödenmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerin; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 2023/214 Esas, 2023/260 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 2022/1484 Esas, 2023/1988 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 2024/3177 Esas, 2024/2750 Karar, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2023/2381 Esas, 2024/2752 Karar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 2024/3 Esas, 2024/1621 Karar ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2023/1889 Esas, 2024/422 Karar sayılı ilamlarıyla 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2023/1093 Esas, 2024/2726 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2024/434 Esas, 2024/1934 Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2022/1475 Esas, 2022/1650 Karar, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2022/569 Esas, 2023/771 Karar, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2023/2901 Esas, 2024/2675 Karar ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2020/467 Esas, 2023/705 Karar sayılı ilamlarında ise 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen sahte belge düzenlenmesi suçunu oluşturduğu kabul edilerek bozma ve istinaf başvurusunun esastan reddi kararları verilmiştir. C. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2025 tarihli, UG-2025/34270 sayılı "Uyuşmazlığın Giderilmesi" konulu yazısında özetle; Kazanç sağlamak için ödünç para veren faillerin bu alacaklarını teminat altına almaları amacıyla suçtan zarar gören kişilerin kredi kartlarından herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın çekim yapmalarının uygulamada sıklıkla rastlanılan bir yöntem olduğu diğer bir ifade ile ödünç verilen paraya ilişkin alacağın garanti altına alınmasında kredi kartlarının sağladığı kolaylığın tefecilik suçunun işlenmesine neden olan temel etkenlerden biri olduğu, bu anlamda bahse konu eylemlerin her biri ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de başlangıçtan itibaren kazanç sağlamak amacıyla hareket eden failin bu amacına ulaşmak için gerçekleştirdiği eylemler arasında sıkı bir ilişki bulunduğu, bu nedenle de tüm bu hareketlerin hukuki anlamda tek fiil olarak kabul edilmesi gerektiği yine görünüşte içtima hâllerinde hangi hükmün uygulanması gerektiğine yönelik ilkelerden biri olan "özel normun önceliği" ilkesinde özel normun genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmesinin gerektiği, 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde "Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayanlar.." şeklinde hüküm altına alınan "sahte belge düzenlenmesi" suçunun ise 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde "kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi" şeklinde düzenlenen "tefecilik" suçunun tüm unsurlarını ihtiva ettiğinden bahsedilemeyeceğinden her iki norm arasında özel-genel norm ilişkisinin bulunmadığı ayrıca 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “beş yıla kadar hapis ve” ibaresi “altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden” şeklinde değiştirilmiş olup "tefecilik" suçunun cezasının ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, "sahte belge düzenlenmesi" suçunun özel norm niteliğinde olduğunun kabulü hâlinde bu tarihten sonra işlenen suçlar bakımından alacağını teminat altına almak için suçtan zarar görenin kredi kartından herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın çekim yapan fail hakkında özel norm niteliğinde olduğundan bahisle daha az ceza öngören "sahte belge düzenlenmesi" suçundan ceza verilmesi, kazanç sağlamak için başkasına ödünç para vermesine karşın alacağını teminat altına almaya yönelik eylemde bulunmayan fail hakkında ise daha fazla ceza içeren "tefecilik" suçundan hüküm kurulması gerektiği, bu durumun da adil bir ceza uygulaması olarak kabul edilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "tefecilik" suçunun 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan "sahte belge düzenlenmesi" suçunu bünyesine aldığı ve bu suçu tükettiği, diğer bir anlatımla "sahte belge düzenlenmesi" suçunun "tefecilik" suçunun unsuru olduğu ve sanığın eyleminin bir bütün hâlinde "tefecilik" suçunu oluşturduğu, Açıklanan nedenle; POS cihazına sahip iş yeri sahiplerince kart sahibi ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına karşın POS cihazından alışveriş yapılmış gibi belli bir tutarda işlem yapılmasının ardından çekilen bu tutar üzerinden değişen oranlarda peşin komisyon alınarak geri kalan tutarın da tüketiciye nakit olarak ödenmesi şeklinde gerçekleşen ve POS tefeciliği olarak adlandırılan eylemin; 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesindeki suçu oluşturduğunu kabul eden; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 01.11.2024 gün ve 2023/1093 Esas, 2024/2726 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.09.2024 gün ve 2024/434 Esas, 2024/1934 Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 19.07.2022 gün ve 2022/1475 Esas, 2022/1650 Karar, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 13.03.2023 gün ve 2022/569 Esas, 2023/771 Karar, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 07.10.2024 gün ve 2023/2901 Esas, 2024/2675 Karar ile Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 10.05.2023 gün ve 2020/467 Esas, 2023/705 Karar sayılı kararlarının usul ve yasaya aykırı, 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesindeki tefecilik suçunu oluşturduğunu kabul eden; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 29.09.2023 gün ve 2022/1484 Esas, 2023/1988 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 04.11.2024 gün ve 2024/3177 Esas, 2024/2750 Karar, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 13.11.2024 gün ve 2023/2381 Esas, 2024/2752 Karar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 09.07.2024 gün ve 2024/3 Esas, 2024/1621 Karar, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 20.02.2024 gün ve 2023/1889 Esas, 2024/422 Karar ile Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11.01.2023 gün ve 2022/147 Esas, 2023/37 Karar sayılı kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu yönünde uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir. Ç. GEREKÇE VE SONUÇ Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli ve 2012/1510 Esas, 2014/331 Karar sayılı ilamında da belirtildiği şekilde, farklı neviden fikri içtima 5237 sayılı Kanunun 44. maddesinde; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup, hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir. Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “erime sistemini" benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. Fikri içtimada, fiil ya da hareketin tek olması, doğal anlamda değil hukuksal anlamda tekliği ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Yine ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2021/8-239 Esas, 2022/325 Karar sayılı ilamında; kazanç sağlamak için ödünç para veren faillerin bu alacaklarını teminat altına almaları amacıyla suçtan zarar gören kişilerin kredi kartlarından herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın çekim yapmalarının uygulamada sıklıkla rastlanılan bir yöntem olduğu diğer bir ifade ile ödünç verilen paraya ilişkin alacağın garanti altına alınmasında kredi kartlarının sağladığı kolaylığın tefecilik suçunun işlenmesine neden olan temel etkenlerden biri olduğu, bu anlamda bahse konu eylemlerin her biri ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de başlangıçtan itibaren kazanç sağlamak amacıyla hareket eden failin bu amacına ulaşmak için gerçekleştirdiği eylemler arasında sıkı bir ilişki bulunduğu, bu nedenle de tüm bu hareketlerin hukuki anlamda tek fiil olarak kabul edilmesi gerektiği yine görünüşte içtima hâllerinde hangi hükmün uygulanması gerektiğine yönelik ilkelerden biri olan "özel normun önceliği" ilkesinde özel normun genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmesinin gerektiği, 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde "Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayanlar.." şeklinde hüküm altına alınan "sahte belge düzenlenmesi" suçunun ise 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi" şeklinde düzenlenen "tefecilik" suçunun tüm unsurlarını ihtiva ettiğinden bahsedilemeyeceğinden her iki norm arasında özel-genel norm ilişkisinin bulunmadığı ayrıca 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “beş yıla kadar hapis ve” ibaresi “altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden” şeklinde değiştirilmiş olup "tefecilik" suçunun cezasının ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, "sahte belge düzenlenmesi" suçunun özel norm niteliğinde olduğunun kabulü hâlinde bu tarihten sonra işlenen suçlar bakımından alacağını teminat altına almak için suçtan zarar görenin kredi kartından herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın çekim yapan fail hakkında özel norm niteliğinde olduğundan bahisle daha az ceza öngören "sahte belge düzenlenmesi" suçundan ceza verilmesi, kazanç sağlamak için başkasına ödünç para vermesine karşın alacağını teminat altına almaya yönelik eylemde bulunmayan fail hakkında ise daha fazla ceza içeren "tefecilik" suçundan hüküm kurulması gerektiği, bu durumun da adil bir ceza uygulaması olarak kabul edilemeyeceği belirtilmektedir. Dairemizin istikrarlı uygulamalarında da 5237 sayılı Kanun'un 241/1. maddesinde düzenlenen "tefecilik" suçunun 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde hüküm altına alınan "sahte belge düzenlenmesi" suçunu bünyesine aldığı ve bu suçu tükettiği, diğer bir anlatımla "sahte belge düzenlenmesi" suçunun "tefecilik" suçunun unsuru olduğu, failin hukuki anlamda tek fiil sayılan eylemlerinin sadece tefecilik suçunu oluşturduğu, gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme suçunun tefecilik suçu içinde eridiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda; yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığa konu "POS cihazına sahip iş yeri sahiplerince kart sahibi ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına karşın, POS cihazından alışveriş yapılmış gibi belli bir tutarda işlem yapılmasının ardından çekilen bu tutar üzerinden değişen oranlarda peşin komisyon alınarak geri kalan tutarın da tüketiciye nakit olarak ödenmesi" şeklinde gerçekleşen eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu oluşturacağının kabul edilmesi gerektiği, Belirtilen gerekçelerle söz konusu eylemlerin 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen sahte belge düzenlenmesi suçunu oluşturduğuna ilişkin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 01.11.2024 tarihli ve 2023/1093 Esas, 2024/2726 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.09.2024 tarihli ve 2024/434 Esas, 2024/1934 Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 19.07.2022 tarihli ve 2022/1475 Esas, 2022/1650 Karar, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 13.03.2023 tarihli ve 2022/569 Esas, 2023/771 Karar, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 07.10.2024 tarihli ve 2023/2901 Esas, 2024/2675 Karar ile Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 10.05.2023 tarihli ve 2020/467 Esas, 2023/705 Karar sayılı ilamlarının usul ve yasaya aykırı olduğu, Bahse konu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesi kapsamında tefecilik suçunu oluşturduğunu kabul eden; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 07.04.2023 tarihli ve 2023/214 Esas, 2023/260 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 29.09.2023 tarihli ve 2022/1484 Esas, 2023/1988 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 04.11.2024 tarihli ve 2024/3177 Esas, 2024/2750 Karar, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 13.11.2024 tarihli ve 2023/2381 Esas, 2024/2752 Karar, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 09.07.2024 tarihli ve 2024/3 Esas, 2024/1621 Karar ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 20.02.2024 tarihli ve 2023/1889 Esas, 2024/422 Karar sayılı ilamlarının usul ve yasaya uygun olduğu belirlenmek suretiyle UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE,Oy birliğiyle, 24.04.2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla