Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2025/751 E. , 2025/12615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/881 Esas, 2017/894 Karar SUÇLAR : Zimmet, kasten yaralama HÜKÜMLER : Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmünün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2025/751 E. , 2025/12615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/881 Esas, 2017/894 Karar SUÇLAR : Zimmet, kasten yaralama HÜKÜMLER : Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmünün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi EK KARAR : Kasten yaralama ve zimmet suçlarından verilen hükümlere yönelik sanığın temyiz talebinin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine dair ek Kararın sanık tarafından, zimmet suçundan verilen beraat hükmünün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair asıl Kararın ise katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede; Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 279/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin 24.04.2017 tarihli Yargıtaya hitaben yazdığı dilekçenin anılan istinaf başvurusunun reddi kararına konu görevi kötüye kullanma suçu yönüyle, isabetli biçimde, itiraz mahiyetinde olduğunun değerlendirildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 29.05.2017 tarihli ve 2017/16 Değişik iş sayılı Kararıyla da itirazın kesin olarak reddedildiği anlaşıldığından, tebliğnamede yer verilen görevi kötüye kullanma suçuna yönelik bir temyiz talebi olmadığı belirlenmiştir. 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesine eklenen 5. fıkrası ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza Dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 286/2. maddesinin uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile de anılan Kanun'un 59/5. maddesinin, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanığın hakkında Bölge Adliye Mahkemesince verilen kasten yaralama suçuna ilişkin kararlara yönelik incelemeye konu temyiz isteminin 1136 sayılı Kanun'un geçici 24. maddesindeki 15 günlük süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiği, diğer yandan zimmet suçundan verilen kararın gerekçesine yönelik incelemeye konu temyiz isteminde de hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen 28.04.2017 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek Kararın kaldırılmasına ve sanığın temyiz istemiyle de esasın incelenmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kasten yaralama suçuna ilişkin kararların; 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası, zimmet suçuna ilişkin kararın ise; 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren reddine, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan vekilinin zimmet, sanığın zimmet ve kasten yaralama suçlarından verilen kararlara yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2023/9-440 Esas, 2024/333 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere: “Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda, a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin, b. Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hâllerinde, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının, kabulü gerekir.” Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 29.09.2025 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesinin gerekmemesi, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğinin, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıması hususları birlikte değerlendirildiğinde; ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmaksızın sanık hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından; Açıklanan nedenle; sanık ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2025 tarihinde öldüğü anlaşılan sanık hakkındaki kamu davalarının aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64/1 ile 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddeleri uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.11.2025 tarihinde karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.