KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2023/4308 E., 2023/9519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1332 Esas, 2022/2915 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/670 Esas, 2019/992 Karar
Karar Metni
938 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hâle getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza davalı ... dışındaki davalılarla birlikte malik olduları, 01.02.2016 tarihli kira sözleşmesi ile davaya konu edilen 9,10,11 No.lu bağımsız bölümleri bir bütün halinde davalı şirkete kiraladıkları, kira sözleşmesine konu edilen bağımsız bölümlerin bir bütün halinde kiraya verildiğini, davalıların ise kendisinin iznini almadan tek bağımsız bölüm olan iş yerini üç bölüme ayırarak projeye aykırı davranıldığını iddia ederek müdahalenin meni ile eski hale iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Tic.
Aş. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin fesih tarihinden itibaren kiralananı tahliye ettiğini ve bir daha hiçbir surette kullanmadığını, kiralanan dükkanın tapuda ve tasdikli projesinde 3 ayrı bağımsız bölüm olarak yer alan ve birbirinden farklı malikleri olan bir dükkan olduğunu, müvekkil şirketin davalılara ait bağımsız bölümü yeni dönemde kiralamak istemediklerini ve yukarıda belirtilen İhtarname ile durumu davacılara bildirdiklerini, taşınmazın projesinin incelendiğinde görüleceği üzere davacılara ait dava konusu bağımsız bölümün projede kapısının mevcut olduğunu,
yani davacıların istedikleri anda projeye uygun olarak bağımsız bölümlerine kapı açtırıp kiraya verebileceklerini, ancak davacıların böyle davranmayıp müvekkil şirketi zorla kiracı yapmaya çalıştıklarını, müvekkil şirketin dava konusu taşınmazı tahliye ettikten sonra projeye uygun olarak yaptığı ara bölme ile dava konusu bağımsız bölümü diğer komşu dükkanlardan ve o dükkanların maliklerin rızası ile ayırdığını, davacı tarafın tamamen bağımsız bolüm haline gelen dava konusu dükkana kapı açarak kiraya verebileceğini,
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 18 inci ve diğer ilgili maddelerine göre bağımsız bölüm malikinin kendi bağımsız bölümünde yapacağı tadilatlar için diğer kat maliklerinden izin alması için yasal bir gereklilik olmadığını, dolayısıyla müvekkillerinin kendi bağımsız bölümlerine ve tasdikli projeye uygun olarak yapmış oldukları bölme ile davacılara ait bağımsız bölümü ayırdıklarını, müvekkillerinin eylemlerinin ana taşınmazın ortak yerlerine müdahale olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kiracının dava konusu kiralanana haksız müdahalesinin olduğunu, taşınmazın 3 bölüme ayrılarak kullanıldığının sabit olduğunu, mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarınında eksik incelemeye dayalı ve çelişkili olduğundan, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi kararının hatalı olup kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile davalının dava konusu tadilatı yapabilmesi için öncelikle tüm paydaşların/maliklerin oybirliğiyle muvafakatine/iznine ihtiyacı olmasına rağmen, bu yönde bir muvafakatlerinin/izinlerinin olmadığı, dava konusu taşınmazın tescilli kültür varlığı olduğu, bağlı bulunduğu Koruma Kurulundan izin ve onay alınmaksızın herhangi bir inşai faaliyet yapılmasının mümkün olmadığı ve fakat bu yönde bir izin ve onay olmadığı gibi başvurunun dahi olmadığı,
yine dava konusu taşınmazın bağlı bulunduğu Beyoğlu Belediyesinden ruhsat alınmaksızın herhangi bir inşai faaliyet yapılmasının mümkün olmadığı ve fakat bu yönde bir ruhsat olmadığı gibi başvurunun dahi olmadığı, üstelik anılan Belediye tarafından izinsiz ve ruhsatsız faaliyetlerin varlığının tespit edilmiş olması nedeniyle Yapı Tatil Tutanağı tanzim edilmiş ve idari para cezasına ilişkin Belediye Encümen Kararı verilmiş olduğu, kendisinin de açık ikrarı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tarafların kat maliki ve sürekli faydalanan oldukları ana gayrimenkulde mimari projeye aykırı imalatların eski hale getirilmesi ve müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 634 sayılı Kanun'un 19 uncu ve 33 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacılar vekilinin dava konusu bağımsız bölümde 634 sayılı Kanun'a göre projeye aykırılıklarının giderilerek eski hale getirilme ve müdahalenin menini istediği anlaşılmaktadır.
3.Mahkemece; ana taşınmazın mimari projesine göre fiziken ayrılmasının mümkün olduğu sonucuna varılmış, yapılan işlemin projesine aykırı olmadığı, sunulan delillerden mecurun bir bütün olarak kiraya verilmesine göre kapıyı kapatanın davalı kiracı şirket olmadığı aksinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/4308, K. 2023/9519, 23 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama