KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2023/5088 E., 2023/11954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2281 Esas, 2023/176 Karar
- Karar
- Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/242 Esas, 2021/70 Karar
Karar Metni
1.250 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi 28081 ada 49 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunu, anılan taşınmaz daha önce Kepez ilçesi ... Mahallesi 126 parsel olarak tapuda kayıtlı iken yüzölçümünün Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu neticesinde azaldığını, davacının tapu kayıtlarına güvenerek satın aldığı taşınmazda oluşan fark için ödemesinin karşılıksız kaldığını belirterek düzeltme işlemi ile oluşan eksikliğin tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davada öncelikle davalı idare lehine hak düşürücü veya zamanaşımına sürelerin gerçekleşmiş olduğunun tespitiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, itiraz ve defi hakkının korunmasını talep ettiklerini, davacının uğradığını iddia ettiği zararı tapu sicilinin tutulmasından dolayı devletin kusursuz sorumluğu hükümlerine göre istemesinin mümkün olmadığını beyan ederek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava tarihindeki bedelin belirlenip bulunan miktara göre karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, davalı yararına vekâlet ücreti takdirinin de doğru olmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2010 yılındaki 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin (a) bendi uygulamasının kesinleştiğini, uygulamanın yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığını, Hazine yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, raporun kaldırma kararına uygun olarak düzenlenmediğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına göre kamu yararı gerekçesiyle özel kişiler adına oluşmuş tapunun iptal edilmesi sonucu oluşan zararın devletçe karşılanmasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay uygulamasıyla benimsendiği, Yargıtay uygulamasına göre tazminat hesabının dava tarihine göre yapılması gerektiği, davacının da dava tarihinden itibaren yasal faiz istediği tazminat hesabı yönünden de değer hangi tarihe göre belirlenecekse o tarihe göre faizi de o tarihten isteyip kesinleşme tarihi ile talebini sınırlamadığı,
3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile ilgili davalı istinafının önceki kaldırma kararında karşılandığı, mahkemece alınan ilk raporda dava tarihi itibarıyla davacının zararının 543.390,00 TL hesaplandığı, kaldırma kararından sonraki raporda ise dava tarihi itibarıyla zararın 459.117,00 TL olarak hesaplandığı, ne var ki mahkeme tarafından verilen ilk kararda kesinleşme tarihine göre 288,291,42 TL tazminata hükmedilip hükmün davacı tarafça istinaf edilmediği,
buna göre verilecek tazminat konusunda davalı vekili yararına kazanılmış hak doğduğu anlaşıldığından davalının yerinde görülmeyen istinaf nedenlerinin reddine, davacının istinaf isteminin açıklanan nedenle kabulü ile karar kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ayrıca belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır.
Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının maliki olduğu dava konusu Antalya ili, Kepez ilçesi, ...
Mahallesi 28081 ada 49 parsel sayılı taşınmazda Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin (a) bendine göre uygulama yapıldığı, uygulama kesinleştikten sonra yüz ölçümünden azalmalar olduğu, ancak parsellerin mevcut sınırlarında bir değişiklik olmadığı, oluşan farklılığın tesis kadastrosu yapılırken kullanılan ölçü ve hesap tekniğinden kaynaklandığı fen bilirkişi raporu ile anlaşılmış, dava konusu 126 parsel sayılı taşınmazın alanının 2201,00,00 m² iken yapılan yenileme çalışmaları sonucunda 28081 ada 49 parsel sayılı 1621,05 m² alanlı taşınmaz olduğu,
taşınmazda azalan 579,95 m²lik alan olduğu davacı tarafından taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalma nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemi ile eldeki davanın 28.03.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Dava konusu arsa niteliğindeki taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın eksilen yüzölçümünün bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/5088, K. 2023/11954, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama