KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10003 E., 2025/2896 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2436 Esas, 2023/221 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/141 Esas, 2023/239 Karar
Karar Metni
1.256 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhine hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili ile davalı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Bursa ili, ..., ... Mahallesi, 6281 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunu, Bursa 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/135 Esas sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilerek kesinleştiğini, ek tazminat bedeli olan 2.953.272,50 TL'nin hüküm altına alınması için bu davanın açıldığını, bu nedenle 2.953.272,50 TL tazminatın ilk dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Osmangazi Belediye Başkanlığının kamulaştırma programında dava konusu taşınmazın yer almadığını, taşınmazda kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açılması için gerekli şartların oluşmadığını, bu nedenle davanın reddini ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, kamu yararına inşaa edilen tesislerin üstün nitelikte kamuya hizmet ettiğini, gerçekleştirilen bu eylemin hukuka aykırılık içermediğini bu nedenle davanın reddini ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; metrekare birim bedelinin düşük olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen değerin çok yüksek olduğunu, emsal değerlendirilmesinin gereği gibi yapılmadığını, fiilen el atılmayan kısımların bedelinin tazmin edilmesine ilişkin taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen metrekare birim değerinin çok fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki davada tespit edilen bedel esas alınmak suretiyle ek davanın kabulüne ve faizin ilk dava tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir..
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan kısmın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna; ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 tarihli ve 2020/4-58 Esas, 2022/429 Karar sayılı ilâmı: “...kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği de ortadadır.“
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere kararın dayandığı gerekçelere göre; taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki davada tespit edilen bedel esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Somut uyuşmazlıkta kesinleşen ilk davada dava konusu taşınmazın 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan bölümleri ile proje bütünlüğü ilkesi gereği el atılan bölümlerden arta kalan bölümlerinin bedeline hükmedildiği anlaşılmış olup 04.11.1983 tarihinden sonra kamulaştırma yapılmaksızın el konulan taşınmazlar hakkında açılan davalara ilişkin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda (2942 sayılı Kanun) yasal düzenleme bulunmamaktadır.
5. Bu davaların yasal kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından aldığı nazara alındığında, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Davalı idare aleyhine nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harca karar verilmesi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı ... Genel Müdürlüğü Vekilinin Temyizi Yönünden
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davacı ve Davalı ... Vekillerinin Temyizleri Yönünden, 1.Davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Kamu düzeni gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 nolu bendinin tümüyle çıkartılması, yerine “Alınması gereken 200.406.17 TL harçtan peşin alınan 179.90 TL harcın mahsubu ile bakiye 200.226.27 TL harcın davalı ... Başkanlığından tahsili ile Hazineye irat kaydına,'' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ... Genel Müdürlüğünden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, aşağıda yazılı kalan harcın davalıdan ... alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10003, K. 2025/2896, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama