KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10409 E., 2025/7584 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1372 Esas, 2024/1280 Karar
- Dava tarihi
- 02.11.2023
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/495 Esas, 2024/184 Karar
Karar Metni
808 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi 2 92... ve 225 parsel sayılı taşınmazların müvekkillerinin murisi ...tarafından ....den temlik yoluyla 1962 yılında edinildiğini, ancak muris ... 'ın 2022 yılında ölümü nedeniyle devri gösteren belgeyi henüz bulamadıklarını, bulunduğunda belgenin dosyaya sunulacağını, bununla birlikte müvekkilleri murisi ...'ın 1962 yılında edindiği taşınmazı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca davasız ve aralıksız 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurmakla mülkiyeti iktisap ettiğini,
1982 yılında mülkiyeti kazanan ...'ın taşınmazlarda Hazine adına olan yolsuz tescilin düzeltilebileceğini bilmediğini, dava konusu taşınmazlara imar planında donatı alanında kalmaları suretiyle el atıldığını, taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açıldığı tarihte davacıların hak sahibi olduğunu gösteren belgelerin dosyada olmadığını, öncelikle aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar murisinin zilyetlik yoluyla taşınmazlarda mülkiyeti kazandığı iddiasının ayrı bir dava konusu olduğunu, öncelikle mülkiyet hakkının varlığının ispatlanması gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, 2 92... parsel sayılı taşınmazın fiilen bölge parkı statüsünde olmayan park alanında, 2 92... parsel sayılı taşınmazın ise ara arter niteliğindeki yol üzerinde kaldığı görüldüğünden ilçe belediyesinin sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğunu, öncelikle aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiilen el atılmadığını, imar planında 2 92... parsel sayılı taşınmazın park ve trafo alanında, 2 92... parsel sayılı taşınmazın ise yol alanında kalmakta olup müvekkili idareye sorumluluk yüklenemeyeceğini, talep edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların tapu kaydında Hazine adına mevcut 20.10.2010 tarihli tescil işlemlerinin yolsuz olduğunu, mülkiyetin müvekkillerinin murisi ... tarafından ...’den temlik yoluyla 1962 yılında edinildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi uyarınca taşınmazı davasız ve aralıksız 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliklerinde bulundurmakla mülkiyeti iktisap ettiklerini, zilyetliği gösteren vergi kayıtlarının dosyada mevcut olduğunu, taşınmazın gerçek malikinin müvekkilleri olduğunu, bu nedenle aktif husumet ehliyetine sahip olup, kamulaştırmasız el atma davası açma haklarının bulunduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atma davası açılabilmesi için el atıldığı iddia edilen taşınmazın tapudaki malikinin davacı olması veya tapuda kayıtlı değil ise mülkiyet tespitine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması gerektiği, davacı tarafın taşınmazların kendilerine ait olduğuna ilişkin mahkeme kararı almadan zilyetliğe karine emlak beyannamelerine dayanarak ve yazılı belge ile ispatlayamadığı temlik olgusuna dayanarak dava açtığı, aktif husumete ilişkin dava şartının gerçekleşmediği, dosyada bulunan delil ve belgelere kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu maliki olduğunu iddia eden davacılar ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10409, K. 2025/7584, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama