KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10447 E., 2025/6418 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/996 Esas, 2024/1367 Karar
- Karar
- Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/101 Esas, 2023/79 Karar
Karar Metni
897 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki taşınmazın orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kocaeli ili, ... ilçesi, ... köyü 163 ada 10 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaza 27.08.2020 tarihinde orman şerhi konulması nedeniyle tasarruf imkanının kısıtlandığını, hesaplanacak tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, objektif değer artışı oranının düşük belirlendiğini, münavebenin hatalı belirlendiğini, gerçek değerin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; satın alma tarihinden itibaren 10 yıllık süresinin geçmiş olduğunu, tüm kusurun davacının üzerinde olduğunu, 1999 yılına ait şerhin bilinerek taşınmazın 2010 yılında satın alındığını, iyiniyet iddiasında bulunulamayacağını, satın alma aşamasında taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığının kendisine hatırlatıldığını, sonuçlarını bilerek taşınmazı satın aldığını, zararın kendi davranışından doğduğunu, bilirkişinin hatalı işlem yaptığını, objektif değer artışını kabul etmediklerini, verim ve maliyet miktarlarının doğru alınmadığını, ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin. "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.
Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceğini, hâl böyle olunca, davacı ...'in satış yoluyla edindiği taşınmaza yönelik tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile,
bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığının söylenemeyeceği gibi, zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından, davacının 10.02.1999 tarihinden sonra, orman şerhini görerek taşınmazı satın alması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden,
(Aynı yönde, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli ve 2023/10703 Esas, 2024/5367 Karar sayılı ilamı ) davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1, Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle.
1999 yılında taşınmaza kısmen orman şerhinin konulmuş olduğunu, ne kadarlık kısmının orman alanı içerisinde olduğunun belirtilmediğini, taşınmazın 2010 yılında satın alınmasından sonra, 2020 yılında taşınmazın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığına dair şerhin konulmuş olduğunu, bu şerh nedeniyle zarar ile tapu kayıtlarının hatalı tutulması arasında illiyet bağının bulunduğunu, iyiniyetli olunduğunun açık olduğunu, kaldı ki şerhten sonra taşınmazın satın alınmış olduğunun kabul edilmesi halinde dahi Anayasa Mahkemesinin örnek kararı gereğince mülkiyet hakkının ihlal edilmiş olduğunu,
Devletin tazminat sorumluluğundan kurtulamayacağını, illiyet bağının kesilmesinden söz edilemeyeceği hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili kurum lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Maddi tazminat istemli davanın tamamen reddedilmiş olması nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, tarifenin ikinci kısımının ikinci bölümüne göre davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10447, K. 2025/6418, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama