KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10772 E., 2025/8881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/18 E., 2024/268 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.298 kelime·6 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın kamulaştırılan kısmının tapudan yol olarak terkini istemine ilişkin davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 108 ada 137 parsel sayılı taşınmazın 1.547,20 m²sinin kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan kısmın yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kamulaştırılması istenilen taşınmaz ile ilgili müvekkilinin iş merkezi amaçlı proje yaptırdığını ve imar uygulaması sonucu bedelsiz terklerde bulunduğunu, ayrıca bu yerde kazı çalışması yaptırarak hafriyat taşındığını, ve inşaat yeri açıldığını, kamulaştırma sahasına dahil edilmesi nedeni ile ağır kayıplara uğradığını, bu durumunda kamulaştırma bedeli belirlenirken dikkate alınması gerektiğini, kamulaştırılacak olan alanın her türlü imkanlardan faydalandığını, bedel belirlenirken taşınmazın gerçek bedelinin belirlenmesini, devamla keşif sonucunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, karar verilecek ise yüksek bedelin esas alınmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ve 2018/161 Esas, 2023/7 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2023 tarihli ve 2023/731 Esas, 2023/875 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece, davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda; ilk kararı istinaf etmeyen davalı ... yönünden davacı idarenin usuli kazanılmış hakkı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı ... payının kazı bedeli dahil edilmeden hesaplanması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesinin 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı dikkate alındığında dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin işletilmesinin hatalı olduğunu ayrıca idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/161Esas, 2023/7 Karar sayılı kararında hükme esas 05.01.2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde kazı bedelinin hesaplandığını, ancak kamulaştırma bedeline eklenmediği, bu nedenle işbu hüküm ile taraflara ödenmiş bir kazı bedeli bulunmadığını, bu nedenle ...'a ödenmiş olan bir tutar olmadığından kazı bedelinin iadesine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gibi iadesine karar verilen tutarın kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz üzerinden tahsiline karar vermesi ve faiz tarihleri arasında belirlilik olmaması hatalı olduğundan kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın kamulaştırılan kısmının tapudan yol olarak terkini istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davacı idare tarafından fazla yatırılan bedelin iadesine karar verildiği halde infazda tereddüt yaratacak şekilde tespit edilen bedelin hatalı gösterilmesi doğru görülmemiştir.
4. Davacı idare vekili tarafından fazla depo edilen bedelin davalı tarafından bankadan çekilmişse varsa ödenen nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, bedel alınmamışsa fazla yatan bedelin işlemiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iadesine karar verilmesi hatalıdır.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında ilk kararla tespit edilen bedele dava tarihinden 4 ay sonrasından ilk karar tarihine, bozma sonrası fark bedele ikinci karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;
a) (2) numaralı bendinde bulunan "3.772.386,99" sayısının hükümden çıkartılması, yerine "3.672.311,92" sayısının yazılması,
b) (3) numaralı bendinin hükümden çıkartılması, yerine "İlk kararla tespit edilen 2.763.407,50 TL'ye dava tarihinden 4 ay sonrası olan 09.04.2016 tarihinden ilk karar tarihi 04.11.2016'ya kadar; bozma sonrası tespit edilen fark 908.904,42 TL'ye dava tarihinden 4 ay sonrası olan 09.04.2016 tarihinden ikinci karar tarihi 12.01.2023'e kadar yasal faiz işletilmesine, mükerrer ödemeye sebep olmaksızın davalılara derhal ödenmesine " cümlesinin yazılması,
c) Ayrı bir bent olarak " davalı ...'ın payına düşen kazı bedeli olan 100.075,07 TL'nin adı geçen davalı tarafından bankadan çekilmişse varsa ödenen nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, bedel alınmamışsa fazla yatan bedelin işlemiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
16.06.2025 tarihinde oy cokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda kanaatimizce;
Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması” diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak "dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi gerekmekte ise de;
Davalı tarafın, asıl alacağın fer'isi niteliğindeki faiz alacağına yönelik olarak tespit edilen kamulaştırma bedeline "dava tarihinden itibaren "yasal faiz'in dışında bir faizin uygulanmasına ilişkin" Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen "Taleple bağlılık ilkesi" kapsamında değerlendirilebilecek açık bir temyiz talebi de (dosya kapsamında) söz konusu olmadığından,
Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığımız, "Düzeltilerek Onama Kararı"nın, "Değerlendirme" bölümünün 5 No.lu bendinde yazılı olan ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut olaya ilişkin değerlendiren ifadeler içeren gerekçelere açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 16.06.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10772, K. 2025/8881, 16 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama