KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/11533 E., 2025/12479 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1399 Esas, 2024/1334 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 42. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/50 Esas, 2024/128 Karar
Karar Metni
1.086 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 22 nci maddesine dayanan, idarece geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.10.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile yetki belgesine istinaden davalı ... Geliştirme Ve Yatırım A.ş. vekili Avukat ..., yetki belgesine istinaden davalı ... vekili Avukat ... gelmiş, davalı Toki Başkanlığı ve ... vekilleri duruşmaya gelmemişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ın, İstanbul ili, ... ilçesi, 6, 7, 8 Pafta, 15870, 15868, 13064,18140, 18138, 18136, 1 35... /5, 7/1 pafta 15872 parsel sayılı taşınmazların eski maliki olduğunu, bu taşınmazların parsel numaralarının 7/1 pafta 20807, 20809, 20810, 20812 parsel olduğunu, daha sonra bu parsellerin de tevhid edildiğini ve tekrar ifraz edilerek, 46 ada, 47 ada, 48 ada ve 49... parsel numaralarını aldığını, sözü edilen taşınmazların davalı ...
Genel Müdürlüğü tarafından, 20.12.1984 tarihinde “Gıda Toptancıları ... Sanayi ve Depolama Alanı” olarak kullanılmak üzere 18.07.1986 tarihinde kamulaştırıldığını ve davalı ... İstanbul Gıda Toptancıları ... Sanayi ve Depocuları Toplu İşyeri Kaaperatifi'ne devredildiğini, 26.09.1986 tarihinde söz konusu taşınmazların tapu kaydına ...
Kanunu'nun 11 inci maddesi uyarınca "kamulaştırma amacından başka bir amaca tahsis edilemeyeceği ve 3. Kişilere devir ve temlik edilemeyeceği” şerhi konulduğunu, kamulaştırmanın dayanağı olan imar planları, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 1989/655 Esas, 1993/361 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile iptal edildiğini, iptal kararının gerekçesinde;
"kamulaştırılan parsellere verilen “gida toptancıları, ..., sanayi ve depolama fonksiyonunun” hukuka aykırı olduğu ve bu parsellere “sosyal donatı alanı imar fonksiyonunun” dışında bir fonksiyon verilmesinin mümkün olamayacağının” açıkça tespit edildiğini, bu hükümle kamulaştırmanın yetkisiz idare tarafından yapıldığı da tespit edildiğinden kamulaştırma işleminin yok hükmünde ve asıl amacın kamu yararı değil, arsa spekülasyonu olduğunun da tespit edilmiş olduğunu, kamulaştırma yoluyla mülkiyeti ele geçiren davalı Kooperatifin kamulaştırılan taşınmazların küçük bir kışmında yapılaşmasını tamamladığını,
kalan dava konusu yaklaşık 184.000 m² alan için (46, 47, 48, 49... parsel) diğer davalı yabancı şirket ile ....
Noterliğinde düzenlenmiş 19.05.2005 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesini yaptığını, davalı Şirket, bu satış vaadi sözleşmesi ile 27.08.1986 yılında konulan tapudaki kamulaştırma şerhinin kaldırılması ve imar planında tadilat yapılarak kendi ticari faaliyetine uygun imar işlevinin ve emsalin verilmesi koşulları ile dava korusu taşınmazları satın almayı taahhüt ettiğini, mülkiyeti kamulaştırma yolu ile ele geçiren davalı Kooperatif, satış vaadi sözleşmesinde yazılı yükümlülüklerini, davalı yabancı sermayeli şirket ile resmi merciler nezdinde birlikte çalışarak,
davalı yabancı sermayeli şirketten sağladığı finansmanla yerine getirdiğini, kamulaştırma şerhlerini hukuka aykırı olarak kaldırıldığını, davalı şirketin ticari faaliyetine uygun imar işlevi ve yeterli emsal sağlayan plan tadilatı yapılarak, taşınmaz mülkiyetlerinin satış vaadi sözleşmesinde belirtilen tarihlerde davalı şirkete nakledildiğini, bunun sonucunda hukuka aykırı olarak taşınmazlarını kamulaştırma amacına ve kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsis lüzumu kalmadığını, ancak TOKİ tarafından 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi uyarınca müvekkillerine yapılması gereken bildirimlerin yapılmadığını, ...
Kanunu'nun 11 inci maddesi uyarınca konulan şerhin davalılar tarafından kanuna aykırı bir biçimde kaldırıldığını ileri sürerek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, hak düşürücü süreye ilişkin düzenlemenin kamulaştırılan taşınmazların, kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca veya kamulaştırma amacına tahsisi lüzumunun ortadan kalktığı tarihte yürürlüğe girmemiş olduğunu, örnek kararların dikkate alınmadığını, geri alım hakkının doğmuş olduğunu, geri alım hakkının kullandırılmadığını, kamulaştırma amacına aykırı olarak devir yapılmış olduğunu, dosyaya sunulan uzman görüşlerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığını, emsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesine 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun ile eklenen üçüncü fıkra ile mal sahiplerinin yasadan kaynaklanan yetkilerini kullanabilmeleri için 5 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olup, kamulaştırılan taşınmazların kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden itibaren kamu hizmetine tahsisi lüzumu kalmaması halinde, mal sahiplerinin yasadan kaynaklanan yetkilerini kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden itibaren 5 yıl içinde kullanmaları gerektiği,
eldeki davanın 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde yapılan değişikliğe ilişkin kanunun yürürlük tarihinden sonra 14.11.2016 günü açıldığı, kamulaştırmanın kesinleştiği 18.07.1986 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesine dayanan, idarece geri alım hakkını kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11533, K. 2025/12479, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama