KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/12103 E., 2025/10425 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/878 Esas, 2024/1136 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/461 Esas, 2022/767 Karar
Karar Metni
1.142 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar için hüküm altına alınan ve temyize konu edilen ecrimisil bedeli Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, ecrimisil bedeli yönünden taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Taraf vekillerinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebi yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1341 parsel sayılı taşınmaza davalı idarenin yol yaparak fiilen el attığını, bu yol yapılırken müvekkillerinin murisine herhangi bir kamulaştırma bedeli ödenmediğini ve geçerli bir kamulaştırma işlemi yapılmadığını, davalı idarece yol yapılmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığını ve dava konusu taşınmazdaki davacılara ait hisselerin geriye dönük 5 yıllık ecrimisil bedellerinin tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1974 yılında el atıldığının kabul edildiğini, bu hususta ayrıntılı bir araştırma yapılmadığını, tahminen 1974 yılında Antalya- Burdur yolunun tek şerit olduğunu ve yıllar içerisinde çift şeritli hale getirildiğini, bazı kısımlardan yan yollar açıldığını, taşınmazın geldisi ile birlikte detaylı olarak araştırılarak hangi kısma ne zaman el konulduğunun tespiti gerektiğini, taşınmazın yola ve ticari alanlara yakın olup yola cepheli ticari parsellerle çevrili olduğu belirtildiği halde belirlenen değerin düşük olduğunu, taşınmaza arazi olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, el atma tarihindeki niteliğine dair hiçbir araştırma yapılmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan kamu haczi olduğuna dair şerhin dikkate alınmadığını, ecrimisil yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın tapu kaydında Karayolları Genel Müdürlüğünün bu parseli yol haline getirdiğine dair şerh bulunduğu halde davacıların kamulaştırmayı daha önceki bir tarihte öğrenmedikleri hususunun gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yüksek gelir getiren ürünlerin münavebeye alındığını,
masrafın brüt gelirin 1/3'ü oranında alınmasının hatalı olduğunu, taşınmazın sulu tarım arazisi olduğu yönündeki tespitin yerinde olmadığını, taşınmazın Odabaşı-Çıplaklı sulama projesinden yararlandığına dair bir bilgi mevcut olmadığını, sulu kabul edilecekse sulama giderlerinin üretim masrafları arasında gösterilmesi gerektiğini, objektif değer artışının %150 uygulanmasının hatalı olduğunu, objektif değer artışına gerekçe olarak gösterilen villalara yakınlık unsurunun taşınmazın değerini yükseltecek kalemlerden olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza yol yapılmak suretiyle davalı idare tarafından fiilen el atıldığı, her ne kadar davalı idare tarafından taşınmazın daha önceden usulüne uygun kamulaştırıldığı iddia edilmiş ise de taşınmazın o zamanki davacı maliklerine çıkartılan noter tebligatının bekçiye tebliğ edilmesi nedeniyle usulsüz olduğu, bankaya bloke edilen paranın ödendiğine dair belgelerin bulunmadığı, davacılar veya murisleri tarafından açılan tezyidi bedel davası da bulunmadığı,
bu nedenle usulüne uygun yapılmış bir kamulaştırmadan bahsedilemeyeceği, dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi vasfında kabul edilerek net gelir yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespiti yoluna gidilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı, münavebe deseninin aynı yerden daha önce istinaf incelemesinden ve Yargıtay denetiminden geçen dosyalarda olduğu gibi birinci yıl domates, ikinci ürün taze fasulye, ikinci yıl biber ve ikinci ürün kabak olarak iki yılda dört ürün şeklinde münavebe deseni oluşturulmasının yerinde olduğu,
net gelir hesabında değerlendirme tarihi olan 2021 yılı Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri uygulanmasının yerinde olduğu, dava konusu taşınmaz sulu tarım arazisi vasfında kabul edildiğinden kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak alınmasının yerinde olduğu, aynı yerden daha önce istinaf incelemesinden ve Yargıtay denetiminden geçen dosyalarda olduğu gibi üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağı dikkate alınarak hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu konum ve merkezi yere uzaklığı dikkate alındığında %150 objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olduğu,
buna göre dava konusu taşınmazın m² birim fiyatının uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tespiti ve davalı idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan haczin hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Taraf Vekillerinin Ecrimisile İlişkin Temyizi Yönünden
Taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Taraf Vekillerinin Tazminata İlişkin Temyizi Yönünden
1.Davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin sonuna “dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan haczin hükmedilen bedele yansıtılmasına,” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12103, K. 2025/10425, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama