KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/12332 E., 2025/10837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/61 Esas, 2024/1460 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/96 Esas, 2022/91 Karar
Karar Metni
744 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Sivas ili, Yıldızeli ilçesi, ... Köyü, 178 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda tespit edilen bedel taşınmazın gerçek değerinin üstünde olduğundan ve ödenmesi halinde kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, bilirkişi raporu kendi içerisinde dahi çelişkili olduğunu, bilirkişi raporunda net gelir yöntemine göre değerleme yapıldığını, net gelir hesabında ise bölgede yetiştirilen mutat ürünler içerisinden buğday - şeker pancarı ve mısır münavebesi uygulandığını, dava konusu taşınmazın metrekare birim fiyatının bu kanaatle tespit edildiğini,
bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken bir sezonda verim ortalamanın üzerinde olacak şekilde masraf ise en az olacak şekilde hesap yapılmış olup sürekli olarak ekim yapıldığı varsayılarak, toprak hiç nadasa bırakılmamış gibi hesaplama yapıldığından,
birim fiyatın yüksek hesaplandığını, Kıymet Takdir Komisyonunca tespit edilen bedelden yaklaşık dört kat daha fazla olup aradaki farkın izah dahi edilmediğini, kısa süre içerisinde bu denli farklı bedellere ulaşılmasının kabul edilebilir olmadığını, bilirkişi raporunda %60 oranında objektif değer artışı olacağı yönündeki kabul ile yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen müvekkili idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu,
yerel mahkeme kararında kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazların niteliği ve konumuna göre kapitalizasyon faiz oranının yerinde olduğu (sulu tarım arazilerinde kapitilizasyon faiz oranının % 4 olduğu,
ancak aleyhe istinaf olmadığından mevcut değerlendirmenin yerinde olduğunun kabul edildiği), tespit edilen bedelin adil ve hakkaniyete uygun olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı idarenin yerinde olmayan istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Sulu arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak adil ve hakkaniyete uygun olarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12332, K. 2025/10837, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama