KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/13180 E., 2025/9777 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2590 Esas, 2024/1580 Karar
- Karar
- Esastan ret
Karar Metni
997 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ..., ... Mahallesi 1053 ada 31 ve 34 parsel sayılı taşınmazların müvekkillerinin murisi ...adına kayıtlı iken usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmaksızın hukuka aykırı olarak tapu kaydının iptal edildiğini, kendilerine herhangi tebligat yapılmadığı gibi, herhangi bir bedel de ödenmediğini, tescil davasında taraf teşkili sağlanmaksızın karar verildiğini belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların ... memba alanında yer aldığını, taşınmazların vakfedilmek suretiyle kamuya tahsis edilme olgusunun 1956 yılından çok öncesine dayandığını, bu kapsamda 221 sayılı Kanun ile kamulaştırılmış bir taşınmaz olduğunu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1970/748 Karar sayılı kararı ile söz konusu taşınmazların 221 sayılı Kanun'a göre ...
Sular İdaresi adına tescil edildiğini, tescil kararının 221 sayılı Kanun’a uygun şekilde verildiğini, bu nedenle yolsuz tescil olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin taşınmazları sicil dışı iktisap ettiğini, yapılan tescil işleminin açıklayıcı mahiyette olduğunu, 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların ... memba alanında yer aldığını, taşınmazların vakfedilmek suretiyle kamuya tahsis edilme olgusunun hicri takvime göre 990, miladi takvime göre 1582 yılına kadar dayandığının, bu kapsamda 221 sayılı Kanun ile kamulaştırılmış bir taşınmaz olduğunu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1970/748 Karar sayılı kararı ile söz konusu taşınmazların 221 sayılı Kanuna göre ...
Sular İdaresi adına tescil edildiğini, tescil kararının 221 sayılı Kanun’a uygun şekilde verildiğini, bu nedenle yolsuz tescil olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin taşınmazları sicil dışı iktisap ettiğini, yapılan tescil işleminin açıklayıcı mahiyette olduğunu, 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini, taşınmazların vakıf malı niteliğinde olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağını, tek satışın emsal alınarak değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,
emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 04.08.2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun iptal edildiğinden Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesinde sonucu itibari ile bir isabetsizlik bulunmadığı,
kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmazlara, mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi hükmedilen bedelin adil ve hakkaniyete uygun bulunduğu, taşınmazın davalı idare adına tesciline ilişkin ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1974/748 Karar sayılı dosyasında davanın hasımsız olarak yürütülmesi sebebiyle yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca 221 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesince uygulanmadığını, oysa Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralı uyarınca iptal kararlarının kesinleşmiş Mahkeme kararlarına ve maddi anlamda kazanılmış haklara tesir etmeyeceği hususlarının dikkate alınması suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar 221 sayılı Kanun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olsa da,
müvekkili idarenin bu Kanun hükümlerine uygun olarak kamulaştırılmış sayılan taşınmazı, yine bu Kanun hükümlerine dayanılarak ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1970/748 Karar sayılı kararı ile hükmen adına tescil ettirdiğini ve bu suretle maddi anlamda kazanılmış hak elde ettiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının bu kazanılmış hakka etki edemeyeceğini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli, 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli, 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli, 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli, 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas,
2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13180, K. 2025/9777, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama