KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/13370 E., 2025/10311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/626 Esas, 2024/1605 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/484 Esas, 2021/539 Karar
Karar Metni
888 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacılara ait dava konusu Adana ili, ..., ...
Mahallesi 1164 ada 6 parsel sayılı, 6992 m² mesahalı taşınmazın davalı idare tarafından 12.11.1987 tarihli ve 1987/101 sayılı kamulaştırma işlemine başlama kararına göre kısmen kamulaştırma işlemine tabi tutularak 6545 m²'sinin kamulaştırıldığını, 6545 m² alanlı yerin 17 parsel numarasını ve 447 m² alanlı yerin 18 parsel numarasını aldığını, aynı şekilde 1164 ada 7 parsel sayılı, 6992 m² mesahalı taşınmazın aynı karar ile kamulaştırma işlemine tabi tutularak 4916 m² alanlı yerin 20 parsel numarasını ve 1048 m² alanlı yerin 19 parsel numarasını aldığını,
yapılan kamulaştırma işleminin davacılara tebliğ edildiğini ve takdir edilen bedelin gerçek değerinden düşük olması sebebiyle Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/1106 Esas ve 1989/1107 Esas sayılı kamulaştırma bedelinin arttırılması davalarının açıldığını, Yerel Mahkemece verilen ret kararının Yargıtayca bozulmasından sonra Yerel Mahkemece verilen 1990/467 Esas, 1991/505 Karar sayılı kararı ile davacıların tapuda ferağ işlemini yaptırarak takdir edilen kamulaştırma bedellerini aldıklarını, davacıların 1164 ada 6 ve 7 parsellerin kısmi kamulaştırılmasından sonra bedeli az bularak bedel arttırım davası açtıklarını,
ek kamulaştırmada dava konusu parseller için bedel arttırım davası açmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların yalnızca 20.12.1987 tarihli kısmi kamulaştırmadan haberdar olduklarını, ikinci yapılan 30.01.1989 tarihli kısmi kamulaştırmadan haberleri olmadığını, kendilerine tebligat yapılmadığını ve dolayısıyla kamulaştırma bedellerini tahsil etmediklerini, her ne kadar tapuda davalı idare lehine tescil yapılmışsa da kamulaştırma işleminin sakat ve tamamlanmamış olması durumunda davalı adına ferağ verilmiş olsa dahi hak sahiplerinin kamulaştırmasız el atma davası açabileceklerini,
bu nedenle davacıların hisseleri oranında 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atılması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz maliki ile yapılan uzlaşma görüşmelerinde anlaşma sağlandığını, akabinde kamulaştırılan alanın idare lehine tescil edildiğini, satın alma yoluyla alınan taşınmazlarla ilgili sonradan kamulaştırmaya veya bedele ilişkin bedel arttırım davasının açılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, 1987 yılında yapılan kısmi kamulaştırmada ifraz edilip kamulaştırılmayan dava konusu 18 ve 19 nolu parsellerin müvekkillerinin uhdesinde kalmış olup bu parsellere yönelik usulünce yapılan bir kamulaştırma işleminin bulunmadığını, bedelde ödenmediğini, ancak tapuların davalı idareye geçtiğini, dosya kapsamında alınan raporların davayı kanıtladığını, müvekkillerinin,
kamulaştırılan 1164 ada 6 ve 7 nolu parseller için kamulaştırma bedelinin artırımı davası açmışken ilave kamulaştırma yapıldığı iddia edilen 18 ve 19 nolu parseller için dava açmamaları ilave kamulaştırmadan habersiz olduklarını kanıtladığını, taşınmazların tapuda davalı idare adına tescilli olmasının tazminat hakkını etkilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği satın alınan taşınmaz mal, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılacağından ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamayacağından davacıların tazminat talep hakları kalmadığından davanın ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen yerel mahkeme kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmişştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13370, K. 2025/10311, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama