KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/13766 E., 2025/10354 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1080 Esas, 2024/1746 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/601 Esas, 2022/166 Karar
Karar Metni
975 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesi gereğince yapılan sayısallaştırma işlemi nedeni ile taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili, ..., ... Mahallesi eski 514 ada 8 parsel sayılı taşınmazın sayısallaştırma işlemleri sonucu alanında azalma meydana geldiğini, bu nedenle uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan tazminat bedeline 22.02.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat koşullarının tamamen oluşmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, takdir edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, bilirkişilerce emsal taşınmazların detaylandırılmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca zararın, tapunun elde çıkması hususunun kesinleştiği tarihte olduğunu, bu tarihin de bu davada 22.02.2017 olduğunu ve zarar miktarının 274.532,67 TL olduğunu, dava tarihinin zarar tarihi olmadığını, ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, tek bir faize hükmedilmesinin doğru olmadığını,
yargılama sonucunda nispi değil maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 12.05.1948 tarihinde ilk tesis kadastrosu ile 6.080,00 m² olarak tespit maliki ... adına tescil edildiği, taşınmaz malikinin 15.09.1964 tarihli talebiyle taşınmazda 2. revizyon çalışmaları ve ölçüleri yapıldığı, 10.06.1965 tarihli tapulama komisyonu kararıyla taşınmazın sınır ve yüzölçümünün yeniden düzenlendiği, dava konusu taşınmazın 6080 m² olan yüzölçümünün 5.284,00 m²ye ve sınırlarının da paftasındaki gibi olacak şekilde revize edildiği,
Tapulama Komisyonu kararı ile taşınmazın ölçü ve sınırlandırma krokileri ile paftasında gerekli düzeltmelerin yapıldığı ancak yeni yüzölçümü olan 5.284,00m² değerinin tapu siciline yansıtılmadan kaldığı, taşınmazın yüzölçümündeki azalmaya karşın ... tarafından yine 6.080,00 m² olarak 1972 yılında 1/2 şer hisseyle ... ve ... 'ya satışının yapıldığı, bu kişilerden de 1984 tarihinde ... adlı kişinin satın aldığı, davacının da taşınmazdaki hissesini 1985 tarihinde bu kişiden satın aldığı, satın aldığı tarihte yüzölçümün 6080 m² olarak tescilli olduğu,
Antalya Kadastro Müdürlüğünün 2017 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede 3402 sayılı Kanun’un Ek-1 maddesi kapsamında sayısallaştırma çalışmaları yapıldığı, bu çalışmalar sırasında dava konusu parseli ilgilendiren 10.06.1965 tarihli Tapulama Komisyonu kararının tescil edilmediği anlaşıldığından Kadastro Müdürlüğünün 16.02.2017 tarihli 365846 sayılı yazıları ile henüz uygulanmayan tapulama komisyonu kararlarının uygulanmasının Tapu Müdürlüğünden istenildiği,
Tapu Müdürlüğünün de 22.02.2017 tarihli işlemiyle dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 5.284,00 m² olarak ve vasfının da bahçeli kargir ev olarak düzeltildiği ve 23.05.2017 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın sayısallaştırma sonucu ve 5.284,00 m² olan yüzölçümü 5.349,33 m² olarak yeniden hesap edildiği ve tescil edildiği, Ek-1 madde uygulaması çalışmaları sonrasında taşınmazın bulunduğu bölgede imar uygulaması yapıldığı,
dava konusu taşınmazın imar uygulamasına 5.349,33 m² yüz ölçümüyle girmiş olup % 38 düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldıktan sonra imar dağıtımı ile 3.166,13 m² yüzölçümlü bölümünün mahalli idari taksimata göre Kırcami Mahallesi 28262 ada 5 parsele, bakiye kalan 149,07 m² yüzölçümlü kısmın ise 28181 ada 1 nolu kamu ortaklık payı parseline dağıtımının yapıldığı,
dava konusu taşınmazın 6.080,00 m² yüzölçümüyle tespit ve tescil edilen yüzölçümünün 10.06.1965 tarihli Tapulama Komisyonu kararıyla 5.284,00 m² olarak düzeltilmesine karar verildiği halde bu düzeltmenin tapu kaydına işlenmemesi nedeniyle davacının taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydındaki yüzölçümün 6.080,00 m² olduğu ve dolayısıyla davacının bu miktar üzerinden ödeme yaparak zarara uğramasına sebep olunduğundan zararın karşılanması gerektiği, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu belirlenerek,
değerlendirme günü olan dava tarihi esas alınarak emsal satışlara göre hesaplama yaparak tazminat bedelini belirleyen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın belirlenen gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanun'a uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13766, K. 2025/10354, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama