İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /5. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 5. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/3903 K.2024/9489

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve…

Esas2024/3903Karar2024/9489Tarih3 Aralık 2024Okuma7 dk · 1.478 kelime

KÜNYE

5. Hukuk Dairesi 2024/3903 E., 2024/9489 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Aralık 2024
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2007 Esas, 2024/325 Karar
Dava tarihi
08.01.2016
Karar
Yeniden esas hakkında verilen karar
İlk derece mahkemesi
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2016/30 Esas, 2022/29 Karar
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.478 kelime·7 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davanın davacısı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Tekik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın evveliyatında Mayıs 1926 tarihli ve 24 sayı ile Besim Ağa adına tesçil edildiğini, 1930 yılında taşınmazın ...’a satıldığını, daha sonra yapılan ifrazla taşınmazın 128.674,00 m²lik kısmının 9 parsel sayısı ile tescil ettirilerek müvekkili murisi ...’a satıldığını, 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları ile taşınmazın 309 parsele revizyon gördüğünü, taşınmazın Eyüp 1. Asliye Hukuk mahkemesinin 01.06.2008 tarihli ve 2008/130 Esas, 2008/186 Karar sayılı kararı ile devlet ormanı olarak Hazine adına tescil edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi gereğince uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleştirilen dosyanın dava dilekçesinde özetle; asıl dosyaya ilişkin dava dilekçesindeki hususları tekrar ederek vefat eden ablasından gelen payı yönünden 4721 sayılı TMK’nın 1007 nci maddesi gereğince uğranılan zararın tazminini ve dosyanın birleştirilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın devlet ormanı sınırları içerisinde olması nedeniyle kesinleşmiş ilamla orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın 1939 yılında yapılan ilk orman tahdidinde devlet ormanı olarak belirlediğini, tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hazinenin harçtan muaf olması nedeniyle harcın talep edilmememesi ya da maktu talep edilmesi gerektiğini, mahkemece harcı yatırılabilen kısım için kabul kararı verilmiş olduğunu kalan kısmın hüküm dışı kalmasının taleplerini tam olarak karşılamadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1939 yılında devlet ormanı olarak tespit gören taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, husumetin idarelerine düşmediğini, tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığını, hukuka aykırı birleştirme kararı verildiğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edilmiş olduğunu, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1968 yılında yapılan kadastro sırasında, Pirinççi köyü 309 parsel sayılı 134.300 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydına dayanılarak davacının murisi Mehmet Tacettin Tosunlar adına tespit edildiği, 309 sayılı parsel hakkında Hazinenin kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu iddiası ile yaptığı itirazın, tapulama komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine gönderildiği, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Kadastro Mahkemesi Sıfatıyla) yapılan yargılama sonunda.

12.06.2008 tarihli ve 2008/130 Esas, 2008/186 Karar karar sayılı kararıyla 309 ve dava dışı 312 parsellerin ayrı ayrı tamamının orman niteliğiyle Hazine adına tesciline kararın verildiği ve Yargıtay aşamasından geçen kararın 19.10.2009 kesinleştiği, dosya kapsamından.

Pirinççi köyü 309 numaralı parselin 1939 yılında yapılan ve 1940 yılında ilan edilerek kesinleşen ve daha sonra Temmuz 1945 tarih 39 numarada 1957 hektar 2500 m² yüzölçümü ile tapuya tescil edilen Devlet Ormanı içinde kaldığı, bu ormanın bir bölümünün 1951 yılında makiye ayrıldığı ve makiye ayrılan yerlerin bir bölümünün 4753 sayılı Kanun gereğince tevzi edildiği, 309 ve 312 numaralı parsellerin ise makiye ayrılmasına rağmen kimseye tevzi edilmediği, tarafların tevzi tapusuna dayanmadıklarının anlaşıldığı.

22.03.1996 tarihli ve 1993/5-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile kesinleşen orman sınırları içerisinde iken makiye ayrılan ve makiye ayrılmasından sonra özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarına değer verileceğinin kabul edildiği, davacının tutunduğu murise ait 25.12.1952 tarih, C.146 Shf.1, Sıra 395 ve Shf.5 Sıra 495 nolu tapu kaydının 1926 yılında oluşturulduğu, sözü edilen tapu kaydının, çekişmeli 309 sayılı parselin 1940 yılında kesinleşen ve Temmuz 1945 tarihli 39 numarada tapuya tescil edilen Pirinçci Devlet Ormanının sınırları içinde kaldığı,

Ormanların tevzi edileceği veya iskan suretiyle verileceği konusunda 2510 sayılı Kanun'da herhangi bir hüküm bulunmadığı, Orman sınırları içinde oluşturulan tapu kayıtlarına değer verileceğine ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45 inci maddesinin ilgili hükümleri Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 1987/31-13 sayılı,

14.03.1989 tarihli ve 1988/35-13 sayılı 13.06.1989 tarihli ve 1989/7-25 sayılı kararları ile iptal edildiği ve bu kararların gerekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili tüm Yargıtay Daire kararlarında açıklandığı gibi kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının yasa değerini yitireceğinden ve orman sınırı içinde olan bir yer için oluşturulan bu tür kayıtlara değer verilemeyeceği,

Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının görülmekte olan davalara uygulanmasının zorunlu olduğu 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin iptal edilen hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı Yargıtay Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/1-19-97 sayılı kararı ile de “kesinleşen orman sınırları içinde kalan eski tapu kayıtları yasal değerini yitirdiğinden o yer makiye ayrılmış olsa bile eski tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği” ilkesinin kabul edildiği, 1993/1-5 sayılı Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararının değer verdiği tapu kayıtlarının makiye ayrıldıktan sonra özel yasalar gereğince oluşturulan tapu kayıtları olduğu,

Orman sınırları içinde iken oluşturulan tapu kaydının kapsamının sonradan makiye ayrılmış olması sözü edilen kararının konusu olmadığının anlaşıldığı, davacının murisine verilen tapu kaydının kadastro tapusuna dönüşmesinin hukuken mümkün olmadığı ve davacının malik olduğunu belirleyen geçerli bir kayıttan bahsetme olanağı bulunmadığı,

davacının dayandığı eski tapu kaydı 1940 yılından itibaren orman tahdidi içinde kaldığı gibi 1968 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yaptığı, 766 sayılı Kanun'un 46/2 ve 3402 sayılı Kanun'un 22/1 maddeleri gereğince ikinci kadastrosunun yolsuz ve tüm sonuçlarıyla hükümsüz olduğu,

dayanılan tapu kaydının yasal değerinin ve devletin bu tapu kaydından dolayı tazminat ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, aynı parsele ilişkin olarak davacı Ali Yıldız mirasçıları tarafından açılan tazminat davasında İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/286 Esas, 2018/512 Karar sayılı tazminat talebinin kabulüne ilişkin kararının Dairenin 13.03.219 tarihli 2019/320 Esas, 2019/783 Karar sayılı ilamı ile aynı gerekçe ile kaldırılarak tazminat talebinin reddine karar verildiği ve sözkonusu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/2695 Esas, 2019/6297 Karar sayılı kararı ile onandığını,

bu nedenlerle mahkemece koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurularak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın hiçbir zaman orman tahdidi altında bulunmadığını, sonrasında 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulanarak orman alanı dışına çıkartıldığını, taşınmazın iade edilmediğini, davacının adli yardımdan faydalandırılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin hatalı karar verdiğini, örnek Anayasa Mahkemesi kararının bulunduğunu, güncel değerin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4- 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3903, K. 2024/9489, 3 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3903
Karar No
2024/9489
Tarih
3 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/3904 K.2024/10565
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/3905 K.2024/10020
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/3906 K.2024/10558
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/3908 K.2024/10419
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/3909 K.2024/10561
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3910 K.2024/4102

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.