KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/7221 E., 2025/5999 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2049 Esas, 2024/669 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/225 Esas, 2021/91 Karar
Karar Metni
1.391 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine, yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Hatay ili,... ilçesi ... Mahallesi, 427 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Veresesi adına Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu 427 parsel sayılı taşınmazın 1062 sayılı Kanun gereğince kayyum sıfatıyla müvekkili idarece temsil edildiğini, dava konusu taşınmazın tarihi, tescilli bir yer olup davacı idarece Kıymet Takdir Komisyonunca belirlenen bedelin düşük olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının davalının payı oranında iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal kayyım sıfatıyla Maliye Hazinesi aleyhine açıldığını, yargılama aşamasında kayyım sıfatıyla defterdar tayin edilmiş olup ortada iki ayrı davalının söz konusu olmadığını, taraf sıfatının değişmediğini, taraf vekili olarak Hazine avukatlığı ve Hazine avukatları yer aldığı hâlde, Maliye Hazinesi ve kayyım lehine iki ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, iki ayrı davalıdan söz edilemeyeceğini, kanuni kayyım Hazine olup temsilcisinin ise yasal olarak defterdar olarak belirlendiğini, müvekkili idarenin harçtan muaf olduğu gözetilerek bu yönden kararda düzeltme yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... payına temsilen Maliye Hazinesi ile davalı ... kayyımı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki dosyanın 06.12.2018 tarihli celsesinde Mahkemece, davalı hisse malikinin dava konusu taşınmaz üzerindeki hissesine her ne kadar 1062 sayılı Kanun uyarınca şerh konulmuş ise de Yargıtay kararları gereğince şerhin davalı hisse malikinin mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağı nedeniyle davalı hisse malikinin hissesinin yönetimi amacıyla 3561 sayılı Kanun gereğince kayyım atanması için dava açılması amacıyla davacı tarafa süre verildiğini,
1062 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanarak Suriye Uyrukluların Türkiye’de bulunan taşınmaz mallarına Devletçe el konulduğunu ve taşınmazların Hazinece yönetildiğini, Hazinenin hak ve hukukunu himaye açısından dava konusu taşınmazın Suriye Uyruklu kimseye ait ve 1062 sayılı Kanun uyarınca şerh konulmuş olması nedenleriyle davada taraf olarak yer alması gerektiğinden verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, belirlenen kamulaştırma bedelinin dava konusu taşınmazın gerçek değerinden düşük olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, parasal değerler ve faizlerin türü ile başlangıç ve bitiş tarihleri,
yargılama gideri ve vekâlet ücreti ile harçların hesaplama tutarlarının denetlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile imar planı kapsamında olan dava konusu taşınmazın emsal kıyaslaması suretiyle bedelinin tespit edildiği, emsal alınan İskenderun 1. Mıntıka 1652 parsel sayılı taşınmazın 09.11.2012 tarihli satışı emsal alınmak suretiyle dava konusu taşınmaz ve emsal taşınmazın nitelikleri göz önünde bulundurularak bedelinin tespit edildiği, yapılan değerlendirme ve verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... payına temsilen Maliye Hazinesi ile davalı ... kayyımı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Hassa Milli Emlak Şefliğinin Suriye uyruklu davalı ... payını 1062 sayılı Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiye'deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabelei Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun uyarınca yönettiğinden bu durumun karar başlığında gösterilmesi ve adı geçen payına düşen kamulaştırma bedelinin ileride çıkacak hak sahibine verilmek üzere talep halinde davalı temsilcisi hesabına aktarılması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
6. Davalı ... payına temsilen Maliye Hazinesi ile davalı ... kayyımı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı idare aleyhine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Taraf vekillerinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının;
a) Karar başlığındaki "taraf sıfatı sonlandırılan davalı" ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “Davalı ... payına temsilen” ibaresinin yazılması,
b) (3) numaralı bendindeki “işlemiş nemaları ile birlikte” ibaresinden sonra gelen kısım hükümden çıkartılarak yerine "kamulaştırma bedelinin ... payına düşen kısmının ileride çıkacak hak sahibine verilmek üzere talep hâlinde davalı temsilcisi kurum hesabına aktarılmasına," kelimelerinin yazılması,
c) (12) ve (13) numaralı bentleri hükümden tümüyle çıkartılarak yerine “davalı tarafkendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalı temsilcisine ödenmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı ve davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın faiz uygulamasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Sayın çoğunluğun sair yönlerine katıldığımız düzeltilerek onama kararının "3 No.lu Değerlendirme" bendinde açıklanan kabul, sebep ve gerekçesine katılmıyoruz. 22.04.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/7221, K. 2025/5999, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama