KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/9659 E., 2025/2041 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/999 Esas, 2023/518 Karar
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/272 Esas, 2020/450 Karar
Karar Metni
857 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddi ile kamu düzeni yönünden yapılan değerlendirme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ...Mahallesi 2570 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından yapılan imar düzenlemesi neticesinde kamulaştırılacak alan olarak ayrıldığını, imar uygulaması neticesinde ada parseller arasında yok edilmek suretiyle el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ... Sokak ve ...Sokak olarak kullanıldığı, bu yolların 15 metrenin altında olduğundan sorumluluğun ilçe belediyesinde olması nedeniyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini İmar İdare Heyetinin 01.10.1965 tarihli ve 592 sayılı kararı ile onanan 55950 nolu parselasyon planında düzenlemeye alınarak 16.164,00 m² yüzölçümlü 2570 ada 17 nolu parselin 2.136,00 m²sinin "yola giden" olarak gösterildiğini, geriye kalan 14.028,00 m²sinin ise muhtelif ada/parsellere şuyulandırıldığını online tapu kayıtlarında 2570 ada 17 nolu parselin 2.136,00 m² olarak yaşadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedeli istenen taşınmazın düzenleme ortaklık payı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmaz üzerinde bulunan yolların 14 metre ve altında olup ilçe belediyesinin sorumluluğunda olduğunu ve davanın reddi gerektiğini, alınan raporun yapılan incelemenin yetersiz bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1940 ve 1945 yıllarında imar idare heyeti kararları ile onaylanan parselasyon planlarında zaiyat kesilmeden oluşan ve zaiyat kesilerek oluşan parsellerin 1946 tarihli ve 83 sayılı karar ile tevhiden 16.164 m² alanlı olarak tescilli iken İmar İdare Heyetinin 01.10.1965 tarihli ve 592 sayılı kararı ile onaylanan 55950 sayılı parselasyon planı kapsamında uygulamaya alınarak 2316.00 m²sinin yola giden olarak ayrılıp kalan 14.028 m²sinin imar ada ve parsellerine şuyulandırıldığı,
yola giden olarak ayrılan bölümün tapuda halen yaşamakla birlikte ayırma çapı düzenlenmediğinden zeminde kaybolduğu ve malikinin tasarruf imkanı kalmadığı, bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği anlaşılmış olup arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak birbirlerine üstünlük oranları kıyaslanmak suretiyle, dava konusu taşınmaza bitişik konumda bulunan aynı ada 16 ve 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan davada Mart 2014 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2017/31249 Esas,
2018/8246 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen 3.400 TL/m² birim bedelde değerlendirilmek suretiyle bu bedelle uyumlu biçimde zeminine değer biçilerek davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava konusu taşınmazda davacı murisi malik olup muris adına kayıtlı taşınmazın davacının veraset ilamındaki payı oranında iptali ile zeminde kaybolduğu dikkate alınarak tapudan terkinine karar verilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasına talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci ve Geçici 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9659, K. 2025/2041, 18 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama