KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1325 E., 2025/15024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/73 Esas, 2024/179 Karar
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.145 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan çalışma sonucu yüzölçümünün düzeltilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasbırakanı ...'ın dava konusu Adıyaman ili, ... ilçesi, ... köyü 6 96... parsel sayılı taşınmazı 22.06.1998 tarihinde 1011,08 metrekare olarak ... soyisimli davalılardan satın aldığını, 14.06.1999 yılında müvekkilinin mirasbırakanı ...'ın vefat ettiğini, 2009 yılında Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41 inci madde uygulaması yapılacağı ve herhangi bir zararları bulunmadığını söyleyerek sözde tüm mirasçılardan imza karşılığı muvafakatname alındığını,
oysa tüm mirasçılardan usulüne uygun imza alınmadığı gibi bazı mirasçıların da okuma yazması olmamasına rağmen varmış gibi imza alındığını,yapılan düzeltme ile taşınmazın yüzölçümünün 716,73 m² ye düştüğünü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18 inci maddesi uyarınca 9 34... parsele dağıtımı yapıldığını, müvekkilinin taşınmazı satın alırken tapu kaydına güvenerek 1011,08 m² için bedel ödediğini ve bu ödediği meblağ kadar zarara uğradığını, satın aldıktan sonra taşınmazında meydana gelen eksilmeden dolayı mülkiyet hakkının zarar gördüğünü ileri sürerek uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2014 tarihli ve 2013/177 Esas, 2014/1276 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.12.2014 tarihli ve 2013/177 Esas, 2014/1276 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden adı geçen davalıların, yapılacak olan kadastro işleminden haberdar olmalarının mümkün olmadığı ve oluşan zarardan sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiğine göre, davacılar vekilinin bu davalılar yönünden temyiz isteminin reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine yönünden yapılan incelemede, her ne kadar mahkemece hükme esas alınan fen bilirkişisi raporuna göre, davaya konu parsellerin bulunduğu alanın 18.04.1980 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastro çalışmalarında 302 parsel olarak tescil edildiği,
komşu parseli olan 303 parsel sayılı taşınmazın 02.05.1991 tarihinde 6 51... parsel sayılı taşınmazlara ifraz edildiği, dava konusu 302 parsel sayılı taşınmazın 15.05.1991 tarihinde 6 53... parsel sayılı taşınmazlara ifraz edildiği, 654 parselin 09.01.1997 tarihinde tapuda tescil görerek (ifraz) koordinatlarının ... çizim programı vasıtası ile bilgisayar ortamına aktarılması sonucu davaya konu alanın 6 96... ve 7 nolu parsellere denk geldiği, davaya konu parsellerin komşusu olan 6 52... nolu parsellerin 21.04.2006 tarihinde değişiklik görerek (tevhit-ifraz), 8 45... parsellere ayrıldığı,
653 nolu parselin doğusundaki pembe hat ile turkuaz renkli hattın birbiri üzerine denk gelmediği, yani çakışmadığı, davaya konu parsellerin bulunduğu parsel olan 6 96... ve 7 nolu parsellerde yapılan teknik inceleme sonucu birbiri üzerine çakışmayan sınırlandırma ve alan hatasının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41 inci maddesi gereğince düzeltildiği, teknik olarak birbiri üzerine denk gelmeyen 653 parselin batısındaki pembe hat ile 6 96... ve 7 nolu parsellerin batısı olan ve turkuaz renk ile gösterilen hatlardan 652-653 parselde yapılan değişikliğin (ifraz) kadastro paftası altlığına uyduğu, teknik olarak olması gerekenin yapıldığı,
yapılan düzeltmede herhangi bir teknik hata görülmediği ve 6 96... parselin alanı 1879,88 m², 6 96... parselin alanı 716,73 m² olarak kesinleştiği,davaya konu parsellerin bulunduğu alandaki 6 96... ve 7 nolu parsellerin en son kesinleşen ve teknik yönden doğru olan alanlar üzerinden, ...
Belediye Başkanlığı tarafından yaptırılan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uygulamasına girerek 9 33... parsel, 9 34... parsel, 9 34... parsellere dağıtımı yapılarak tescil edildiği, 933/8 parselin toplam 1300,01 m², 934/8 parselin 731.02 m², 934/9 parselin 565.58 m², 6 96... parselin 1879.88 m², 6 96... parselin 716,73 m² olduğu,
yapılan bu dağıtım sonucu toplam alanlar tuttuğu için, yapılan uygulamada herhangi bir sakınca görülmediğinin belirtildiği gibi, tüm davacıların 27.02.2009 tarihli “yapılan düzeltmeye karşı herhangi bir dava açmayacağını ve yapılan düzeltmeye muvafakat ettiğimi beyan ederim” şeklindeki imzalı beyan dilekçeleri ile kadastro işlemine muvafakat verdiklerinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, 4721 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, “Kimse,
hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.” hükmü uyarınca doğmayan haktan feragat olmayacağı ilkesi uyarınca davacılar tarafından imzalanan 27.02.2009 tarihli dilekçeler ile dava hakkına ilişkin feragatin geçersiz olduğu ve kadastro işlemleri sırasında yapılan hata sonucu tapu sicilinin hatalı oluşması nedeniyle, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumluluğuna ilişkin koşulların oluştuğu gözetilip, işin esasına girilerek taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerinin tespiti için rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden,
yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın davalı Hazine yönünden kabulüne ve diğer davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri hesaplanmış ise de davalıların müvekkillerine uğrattığı zarar halen devam ettiğinden zararın güncel değerlere göre hesaplanmasının daha hakkaniyetli olacağını, güncel rayiç değerine göre hesaplanmaması sebebiyle itiraz ettiklerini, belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1007 madde uyarınca tazminat şartlarının oluşmadığını, Kadastro Genel Müdürlüğü'nün işlemi neticesinde değil belediyelerce yapılan imar düzenlemeleri neticesinde taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiğini, davanın husumetten reddi gerektiğini, tespit edilen bedelin yüksek olduğunu, davacıların 2009 tarihli muvafakatnameleri uyarınca işlem yapıldığı gözetilerek hukuken korunmaya değer iyi niyetleri bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tedavüllü kayıpları incelendiğinde 6 96... parsel ile ilgili herhangi bir uygulama hatası bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1325, K. 2025/15024, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama