KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1802 E., 2025/12484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2090 Esas, 2024/2819 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/779 Esas, 2023/165 Karar
Karar Metni
1.540 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; davacının maliki olduğu Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 99... parsel sayılı taşınmazın tamamının yapılan orman kadastro çalışmaları sonucunda orman sınırlarına dahil edildiğini, kadastro tespitine itiraz davasının ise retle sonuçlandığını, akabinde Orman Genel Müdürlüğü tarafından taşınmazın orman alanında kaldığından bahisle tapu iptal ve tescil istemiyle açılan davada, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/276 Esas, 2014/687 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapusu iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek 20.05.2016 tarihinde kesinleştiğini, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 2.184.500,00 TL'sinin ise tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, rapora karşı itirazları karşılanmadan, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, düzenleme ortaklık payı kesintisi oranının karşılaştırılan her bir emsale göre değişkenlik göstermesinin mümkün olmadığını, reddedilen kısım üzerinden davalı Hazine lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin 222.705,00 TL olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmaza fahiş miktarda değer biçildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel verilere dayanmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, % 45 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması gerektiğini, ıslah edilen miktara tapu iptal ve tescil tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı Hazinenin harçtan muaf olmasına rağmen başvurma harcı ve keşif harcına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı Hazine lehine takdir edilen vekâlet ücretinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır.
Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının 16.08.1996 tarihinde satın alma yoluyla maliki olduğu dava konusu taşınmazın 08.11.2010 tarihinde kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı, akabinde Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/276 Esas, 2014/687 Karar sayılı kararıyla taşınmazın tamamının orman tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline ve orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek 20.05.2016 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.
6. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
8. Arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine değer biçilirken değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması, emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması gerekir.
9. Buna karşın; dava konusu taşınmaza istinafın kaldırma kararı öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihi olan dava tarihi itibarıyla 550,00 TL/m2 değer biçildiği, kaldırma kararı sonrası hükme esas alınan raporda ise bu kez 250,00 TL/m2 değer biçildiği; öte taraftan, aynı taleple açılan dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan, benzer nitelikteki 2 40... parsel sayılı taşınmaza ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/157 Esas, 2023/93 Karar sayılı dosyasında 18.11.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla aynı emsal incelenmek suretiyle 504,76 TL/m2 değer biçildiği, davalı Hazinenin temyizi üzerine Dairemizin 2023/5413 Esas, 2023/12466 Karar sayılı kararıyla onandığı anlaşıldığından alınan rapor inandırıcı olmadığı gibi emsal kabul edilen taşınmazların değerlendirme tarihi itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden araştırılmadan, yine dava konusu taşınmazın kadastral parsel,
emsal alınan taşınmazların ise imar parseli olması nedeniyle, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı kesintisi oranı araştırılıp bu oranda indirim yapılması gerekirken, her bir emsal taşınmazdan kesilen düzenleme ortaklık payı oranı esas alınmak suretiyle hesaplama yapan, denetime imkan vermeyecek şekilde hazırlanan bilirkişi kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
10. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın;
imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
11. Dava konusu taşınmaza dava tarihi itibarıyla değer biçildiği gözetilerek hüküm altına alınacak olan tazminat miktarının tamamına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen kısım için faiz başlangıç tarihinin tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihi olarak gösterilmesi bozmayı gerektirir. 12. Kabule göre; davalı Hazine harçtan muaf olmasına rağmen 595,60 TL harcın yargılama giderlerine dahil edilerek davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1802, K. 2025/12484, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama