KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1870 E., 2025/12548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/32 Esas, 2024/2146 Karar
- Karar
- Yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/79 Esas, 2023/421 Karar
Karar Metni
827 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmaz nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 48... parsel sayılı taşınmazın 1/4’ünü 25.01.1993 tarihinde satın aldığını, taşınmaz üzerinde orman idaresi tarafından konulmuş şerh bulunduğu için taşınmazın satılamadığını, şerhin kaldırılması için yetkili idarelere dilekçe verildiğini ancak yetkili idarelerce herhangi bir cevap verilmediğini beyanla şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın üzerine orman şerhinin Orman Genel Müdürlüğünün talebi neticesinde konulduğunu, davacının davasında hukuki menfaatinin olmadığını, dava konusu taşınmazın tapusunun elde edilmesine olanak olmadığını, ormanların kamu malı niteliğinde olduğunu ve dava konusu taşınmazın tamamı ilk tesisten bu yana orman sınırları içinde kaldığını, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerine 1982 tarihinde işlenen orman şerhini görerek 1993 tarihinde satın alan davacının, kendi ağır kusuru nedeniyle uğradığı zarardan Devletin kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminata hükmedilecek olsa bile alınan bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu açıkça saptandıktan sonra bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerekirken, kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak belirlenmesinin doğru olmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapu kaydına 03.05.1982 tarihinde "Tamamı Devlet Ormanıdır" şerhi düşüldüğü; davacının taşınmazın 1/4 hissesini 25.01.1993 tarihinde üzerindeki şerhin getirdiği yükümlülük ile birlikte resmi senetle satın aldığı ve Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/402 Esas, 2000/24 Karar sayılı kararıyla taşınmazın tamamının orman olması nedeniyle tapusunun iptal edilerek Hazine adına kaydedildiği,
kararın 28.04.2003 tarihinde kesinleştiği, buna göre Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirmiş olup 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin: "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.
Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilmediğinden davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar
verilmesi, doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz itirazında bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tapu kaydına güvenerek mütekabiliyet esasına göre dağıtılmak üzere tesis edilmiş bir taşınmazı satın aldığını, eğer üstün kamu yararı bu taşınmazın orman olmasınını gerektiriyor ise bedelinin ödenmesi anayasal hak olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1870, K. 2025/12548, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama