İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /5. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 5. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2025/1959 K.2025/12672

Taraflar arasındaki 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun (221 sayılı Kanun) gereği davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkini…

Esas2025/1959Karar2025/12672Tarih9 Ekim 2025Okuma10 dk · 1.906 kelime

KÜNYE

5. Hukuk Dairesi 2025/1959 E., 2025/12672 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Ekim 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/2274 Esas, 2024/1478 Karar
Karar
Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İlk derece mahkemesi
Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2020/11 Esas, 2022/14 Karar
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.906 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun (221 sayılı Kanun) gereği davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vd. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalılar ..., ... ve ...'ın yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... 10 61... /A parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından davalı ...'nın müvekkili idareye başvurmak suretiyle yolda kalan parseldeki hisselerinin bedelinin ödenmesi talebinde bulunduğunu, oysa aynı cadde üzerinde yan adada yer alan 10 69... /A parseline ilişkin Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/244 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda taşınmaza 1956 yılı öncesinde el atıldığı tespitinin yapıldığını, 221 sayılı Kanun kapsamında aynı durumda bulunan dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili idare adına yol olarak tapudan terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin emsal olarak göstermiş olduğu Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/244 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi incelemesinin hukuki bağlayıcılığının bulunmadığını, taşınmaz üzerinde 1956 yılında önce konut yapılmış olmasının yolda kalan kısma bu tarihte el atıldığı anlamına gelmeyeceğini, yolda kalan kısmın 1996 yılına kadar binanın bahçesi olarak kullanıldığını, 1996 yılında ...'nün yapılmasından sonra kaldırım mesafesinin daralması sonucu bina önlerinde bulunan çekme mesafelerinin kaldırım haline getirilip yaya kullanımına sunulduğunu,

müvekkilleri tarafından Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/332 Esas, 2019/33 Karar sayılı dosyasında açılan kamulaştırmasız el atma davasının kabulüne karar verildiğini ve dosyanın Yargıtay tarafından onandığını, bu nedenle 221 sayılı Kanun'un uygulanması için gerekli şartlar mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin emsal olarak göstermiş olduğu Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/244 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi incelemesinin hukuki bağlayıcılığının bulunmadığını, taşınmaza 1956 yılında sonra el atıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin emsal olarak göstermiş olduğu Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/244 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi incelemesinin hukuki bağlayıcılığının bulunmadığını, 221 sayılı Kanun'un uygulanması için gerekli şartlar mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

4. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ... Odasından alınan bilirkişi raporlarında 1955, 19 56... yıllarına ait hava fotoğraflarında el atmanın bulunmadığını, dolayısıyla el atmanın 1957 yılından sonra olduğunu, bir başka parselden alınan bilirkişi raporunun esas alınamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1956 yılından sonra el atıldığından 221 sayılı Kanun’un uygulanmasının mümkün olmadığını, ayrıca 221 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncesinde 615 m² alanlı 10 61... parselin İmar İdare Heyetinin 28.08.1936 tarihli ve 197 sayılı kararı ile onaylanan 3362/2 sayılı parselasyon planı ile uygulamaya alınarak kesintisiz oluştuğu, sonrasında parselin İmar İdare Heyetinin 28.08.1958 tarihli ve 594 sayılı kararı ile onaylanan 37900 sayılı parselasyon planı ile uygulamaya alınıp 104 m²nin yola giden olarak ayrıldığı, yola giden olarak kesilen 104 m²nin 8/A parsel olarak tapuda malikleri adına yaşamakla birlikte fiilen ...

Caddesinde yol olarak kullanıldığı, taşınmaz 1958 tarihli İmar İdare Heyeti kararı ile yola giden olarak ayrılmış ve eldeki davada raporlara göre her ne kadar taşınmaza 1956 yılı öncesi el atıldığı belirtilmiş ise de dosya içindeki hava fotoğraflarının incelenmesinde 1956 yılı öncesinde davaya konu alanın ana taşınmazın bahçesi olarak kullanıldığı, yol ve kaldırım olarak el atmanın 1956 yılından sonraki yol genişletmeleri ile yapıldığının anlaşıldığı,

kaldı ki bir kısım davalı ..., ... ve ... tarafından dava konusu taşınmazda bulunan paylardan dolayı Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/332 Esas, 2019/33 Karar sayılı dosyası ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmış olup, Mahkemenin 24.01.2019 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, belirlenen tazminatın tahsiline ve 10 61... /A parseldeki adı geçen davacılar (bu dosya davalılarından ..., ... ve ...) payının iptali ile yol olarak terkinine karar verildiği ve İlk Derece Mahkemesi kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2019/5260 Esas, 2019/13601 Karar sayılı kararı ile onanmış olup,

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarihli ve 2019/10237 Esas, 2020/4183 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddi üzerine kararın kesinleştiği ve bu karar da dikkate alındığında davaya konu alana 1956 yılından sonra el atıldığının kabulünün sabit olduğu,

kaldı ki 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihinden önce taşınmaza el atıldığı ileri sürülerek davacı idare tarafından 221 sayılı Kanun uyarınca eldeki tapu iptali ve terkin davası açılmış olup Anayasa Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, kalan maddelerinin ise 6216 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptallerine, iptal hükümlerinin Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş,

işbu karar 04.08.2022 tarihli ve 31913 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, yayımı tarihinden itibaren dokuz aylık süre 04.05.2023 tarihinde dolmuş olup 221 sayılı Kanun'un uygulanma imkanı kalmamış olup İlk Derece Mahkemesince 221 sayılı Kanun gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de bir kısım davalının ve vekillerinin istinaf yoluna başvurmadığı dikkate alındığında, davalılar ..., ..., ... ve ... dışında kalan diğer davalılar yönünden terkin istemli eldeki davanın kabulüne dair kararda bir isabetsizlik görülmediği,

ancak bir kısım davalı ..., ... ve ... tarafından dava konusu taşınmazda bulunan paylardan dolayı Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/332 Esas, 2019/33 Karar sayılı dosyası ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmış olup Mahkemenin 24.01.2019 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, saptanan tazminatın tahsiline ve 10 61... /A parseldeki adı geçen davacılar (bu dosya davalılarından ..., ... ve ...) payının iptali ile yol olarak terkinine karar verildiği ve İlk Derece Mahkemesi kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2019/5260 Esas, 2019/13601 Karar sayılı kararı ile onanmış olup,

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarihli ve 2019/10237 Esas, 2020/4183 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddi üzerine kararın kesinleştiği de dikkate alındığında, sözü edilen davalıların payının terkini ile ilgili kesinleşmiş karar bulunduğu,

adı geçenlerin taşınmazdaki payının terkini talebinin konusunun kalmadığı anlaşılmakla bu davalıların payı hakkındaki istem bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi ve davalı ... yönünden ise dosyadaki bilgi ve belgelerle kesinleşen paydaşa ait Yargıtay kararı da gözetildiğinde, davaya konu kısma el atmanın 1956 yılı sonrası olduğu anlaşıldığı gibi aksi söz konusu olsa dahi yukarıda sözü edilen 221 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline,

kalan maddelerinin ise 6216 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptallerine, iptal hükümlerinin Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş, işbu karar 04.08.2022 tarihli ve 31913 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanmış, yayımı tarihinden itibaren dokuz aylık süre 04.05.2023 tarihinde dolmuş, 221 sayılı Kanun'un uygulanma imkanı kalmamış olup, adı geçen davalı payı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği hâlde,

kabul kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalılar ..., ... ve ...'ın yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar ..., ... ve ...’ın dava konusu taşınmazda kendi adlarına kayıtlı paylarının Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/332 Esas, 2019/33 Karar sayılı dosyasında dava konusu edildiğini, murisleri ... ve ...’dan intikal edecek hisselerin söz konusu davanın konusunu oluşturmadığı dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, davanın açıldığı tarih itibarıyla 221 sayılı Kanun’un henüz iptal edilmemiş olduğunu ve eldeki davada uygulanması gerektiğini, dava konusu taşınmaza 1956 yılından sonra el atıldığı yönünde hatalı değerlendirmede bulunulduğunu,

hava fotoğraflarının çıplak gözle değil üç boyutlu stereoskopik olarak incelenmesi gerektiğini, dosyadaki bilirkişi raporlarında 1956 yılından önce el atıldığının tespit edildiğini, tescil hükmünün uygulamada tereddüt içermeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalılar arasındaki 221 sayılı Kanun kapsamında tapu kaydının iptali ve davacı idare adına yol olarak terkini hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında dava konusu taşınmaza el atmanın 1956 yılı sonrası olduğu, 221 sayılı Kanun'un eldeki davaya uygulanma imkanının bulunamadığı, ancak 1956 yılı öncesi olsaydı dahi Bölge Adliye Mahkemesince 221 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği ve işbu kararın 04.08.2022 tarihli ve 31913 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanmış olup,

yayımı tarihinden itibaren dokuz aylık süre 04.05.2023 tarihinde dolduğundan 221 sayılı Kanun'un uygulanma imkânının kalmadığından söz edilmişse de 221 sayılı Kanun’un 1 inci ve 7 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 4 üncü maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında,

221 sayılı Kanun’un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihinin 04.05.2023 olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetildiğinde, 09.10.1956 tarihinden önce fiilen el atılan ve kamuya tahsis edilen taşınmazlar ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına kamulaştırılmış ve dava konusu taşınmazın mülkiyeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2 inci maddesi gereğince tescilden önce kazanılmış sayılacağından,

Mahkemenin vereceği tescil kararının yenilik doğurucu değil daha önce meydana gelmiş bir hukuki durumu tespit edici (bildirici) nitelikte bulunmasından dolayı taşınmaza 1956 yılından önce el atıldığı tespit edilseydi davanın kabulüne karar verilmesi gerekecek idiyse de dava konusu taşınmaza 1956 yılından sonra el atıldığı anlaşıldığına göre bu sebeple 221 sayılı Kanun'un uygulanma imkânı bulunmadığı yönündeki gerekçe düzeltilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararı sonucu itibarıyla doğrudur.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1959, K. 2025/12672, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1959
Karar No
2025/12672
Tarih
9 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/1960 K.2025/9076
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/1964 K.2025/9074
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/1964 K.2025/7523
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2025/1964 K.2025/12665
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/1965 K.2025/9075
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2025/1965 K.2025/12564

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.