KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/365 E., 2025/11424 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2754 Esas, 2024/2972 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/135 Esas, 2023/9 Karar
Karar Metni
858 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada İlk Derece Mahkemesince yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının daha önce hissedar olduğu ... ili, ..., .. Mahallesi 2589 parsel sayılı taşınmazdan ... sayılı Kanun uygulaması nedeniyle düzenleme ortaklık payı kesildiği hâlde, bu taşınmazın şuyulandırılması sonucu oluşan .... ada 1 parselde kayıtlı taşınmazda da 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesi uyarınca uygulama yapılarak müvekkilinin hissesinden ikinci kez mükerrer olarak düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığını, bunun kamulaştırmasız el atma niteliğinde olduğu ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla düzenleme ortaklık payı olarak kesilen kısmın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaza kamulaştırmasız el atma niteliğinde işlem yapılmadığını, 2981 sayılı Kanun'un 10-b maddesine göre yapılan kesintinin 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca yapılan düzenleme ortaklık payı oranına tamamlandığını, kesintinin kanuni olduğunu, imar uygulamasında kesilen düzenleme ortaklık payı ile 2981 sayılı Kanun gereği yapılan kesintinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uyuşmazlık Mahkemesi kararını gözeterek idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; adli yargının görevli olduğunu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin örnek kararlarının bulunduğunu, aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından 2589 parsel sayılı taşınmazda 2981 sayılı Kanun uyarınca yapılan düzenleme sonucunda kesinti yapılmasına rağmen daha sonra 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesine göre yapılan imar uygulamasında düzenleme ortaklık payı alınarak ikinci kez kesinti yapıldığı iddiasıyla fazla kesinti bedelinin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi isteminde bulunulduğu, davalı idarece davanın İdari Yargının görevine girdiği ileri sürülerek görev itirazında bulunulduğu ve mahkemece itirazının reddi üzerine olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istenildiği,
bunun üzerine mahkeme dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği, Uyuşmazlık Mahkemesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/344 Esas, 2022/484 Karar sayılı kararında eldeki davanın çözümünde İdari Yargının görevli olduğuna ilişkin kesin olarak karar verildiğinden,
İlk Derece Mahkemesinin yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebi ile davanın usulden reddine dair kararda ve ayrıca aynı bölgeden geçen benzer nedenle reddedilen dava dosyalarında davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi yönündeki kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 01.03.2022 tarihli ve 2021/9071 Esas, 2022/3231 Karar sayılı kararı da dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, düzenleme ortaklık payı kesintisinin ikinci kez yapıldığına ilişkin kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Uyuşmazlık Mahkemesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/344 Esas, 2022/484 Karar sayılı kararı ile eldeki davanın çözümünde İdari Yargının görevli olduğuna ilişkin kesin olarak karar verildiğinden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebi ile davanın usulden reddine dair karar verilmesi yerindedir.
3. 6100 sayılı Kanun'un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlığı altındaki 331 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Görevsizlik veya yetkisizlik kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder.” şeklindeki düzenleme, ancak adli yargı yolu içerisinde verilen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları için uygulanabilir. İlk Derece Mahkemesince yargı yolu nedeniyle mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olduğundan, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak davalı idare yararına maktu vekâlet ücretinin hüküm altına alınmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/365, K. 2025/11424, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama