KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/5815 E., 2025/13747 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/4082 Esas, 2025/872 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/605 Esas, 2024/540 Karar
Karar Metni
1.023 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu pilon yeri ve irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 27... parsel sayılı taşınmazın 8,76 m²lik pilon yeri ve 589,18 m²lik irtifak hakkı bedelinin tespiti ile davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, pilon yeri bedeli ve irtifak hakkı bedelinin tespiti ile davacı idare adına tesciline, tespit edilen kamulaştırma bedelinin davalı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilen kamulaştırma bedeli ile kıymet takdir raporu arasında fahiş fark bulunduğunu, çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmaza belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerinden çok yüksek olduğunu, Mahkemece kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesinin hatalı olduğunu, faize hükmedilecekse dahi faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak bedel ve faiz yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili katılma yolu ile başvurduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın emsallerine göre mülkiyet ve irtifak değerinin düşük belirlendiğini, objektif değer artışının %500 uygulanması gerekirken çok düşük uygulandığını, 2023 yılı ortasına göre değil, dava açılış ayı olan 2023 yılı Ekim ayı münavebesine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, kararda sadece dava tarihinden itibaren faize hükmedildiğini, gerekçeli karar tarihine kadar olan kısmın faizinin depo edilmesi ve enflasyon oranına göre faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın dosyaya celp edilen belgelere göre, arazi olarak nitelendirilmesinin doğru olduğu, tarım arazisi olan yerler için 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerlendirme yapılmasının esas olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere irtifak tesisi istenilen hattın taşınmazdan geçtiği yer ve geçtiği alan dikkate alındığında alınan değer düşüklüğü oranının dosya kapsamına uygun olduğu,
dava konusu taşınmazın belirlenen sulu arazi (buğday, mısır, İtalyan çimi, taze fasulye) niteliğine göre, Yargıtay'ın son içtihatları doğrultusunda kapitalizasyon faiz oranının %4 alınmasının ve aynı kriterlere dayanmayan objektif değer artışı unsur uygulanmasının yerinde olduğu, değerlendirme tarihi olan dava yılına ait verilerin dikkate alındığı, 2023 yılı maliyet cetvelinde yer alan üretim giderinin brüt gelirin %50'sinden fazla olması nedeniyle 1/3 oranının esas alınmasının doğru olduğu,
ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin uygun olduğu (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2018/13133 Esas, 2019/17685 Karar;
2018/13798 Esas, 2019/16340 Karar) ve dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapı bedelinin kamulaştırma bedeline eklenmesinin doğru görüldüğünü (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/13402 Esas, 2023/2857 Karar sayılı kararı), 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği,
eldeki davanın 01.08.2023 tarihinden sonra açılması sebebiyle faizin dava tarihinden başlatılarak karar tarihine kadar işletilmesi ve kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz olarak belirlenmesinin yerinde olduğu kanaati ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının ve pilon yeri bedelinin tespit edilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden sonra 05.10.2023 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle tespit edilen bedele uygulanan faizin dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz olarak belirlenmesi yerindedir.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/5815, K. 2025/13747, 27 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama