KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/7758 E., 2025/11698 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1 Esas, 2025/354 Karar
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.359 kelime·7 dk okuma·16 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın göl alanı olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda Dairemiz bozma kararı uygun bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; davalıya ait ... ili ... .... Mahallesi ... ada 13 parsel sayılı taşınmaz hakkında idare tarafından kamulaştırma kararı alındığını, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını ileri sürerek kamulaştırma bedelinin tespitine ve taşınmazın müvekkili idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; özellikle bölgedeki sulu tarım arazilerinden yılda iki kez ürün alındığı hususu dikkate alınarak taşınmazın değerinin belirlenmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/215 Esas, 2021/125 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile 227 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine, dava konusu taşınmazın davalıların hisseleri oranında hesaplanan kamulaştırma bedelinin toplam 96.832,08 TL olarak tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/215 Esas, 2021/125 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2021/2044 Esas, 2022/1694 Karar sayılı kararıyla; kapama karışık meyve bahçesi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinin yerinde olduğu belirtilerek, davacı idare tarafından takdir edilen ve ilk kararla birlikte derhal ödenmesine karar verilen bedele dava tarihinden 4 ay sonrasından ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi,
üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılan fark kamulaştırma bedelinin işlemiş tüm nemasıyla birlikte kararın kesinleşmesi beklenmeksizin davalıya derhal ödenmesi ve bu bedele Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi karar tarihine kadar faiz işletilmesi, fazla depo edilen bedel varsa iadesi ve davacı idare harçtan muaf tutulduğundan yatırılan harcın iadesine ilişkin hükümler yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2021/2044 Esas, 2022/1694 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Türkiye ortalamasına göre, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden az olamayacağı gözetilmeden brüt gelirin yaklaşık 1/7'si oranında masraf düşülmek suretiyle hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporuna göre fazlaya hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/399 Esas, 2023/1106 Karar sayılı kararı ile bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir.
C. Dairemizce Yapılan İnceleme Sonucu Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna Gönderilmesi Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/399 Esas, 2023/1106 Karar sayılı direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, Dairemizin 30.10.2023 tarihli ve 2023/8391 Esas, 2023/9927 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda verilen 04.12.2024 tarihli ve 2023/5-1026 Esas, 2024/602 Karar sayılı kararı ile Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2025 tarihli ve 2025/1 Esas, 2025/354 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; idarenin yargı harçlarından muaf olduğunu, yerel mahkeme kararında, dava tarihinden itibaren 4 (Dört) ay dolduğundan, bu tarihten karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine ilişkin hüküm kurulmasına rağmen, bankaya depo edilen kamulaştırma bedellerine işlemiş nemaların da davalılara ödenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken münavebe ürünlerinde vatandaşların kendi ihtiyaçları için yetiştirdikleri sebzelerin göz önüne alındığını, hesaplamaya dahil edilen biber bitkisinin veriminin yüksek alındığını,
üretim masraflarının düşük hesaplandığını, kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın keşfi sırasında taşınmazda sebze ekili olmamasına rağmen sebze münavebesi uygulanmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi olmadığını, dava konusu taşınmazın motopomla yapılan sulama masraflarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaza ilişkin kamulaştırma bedelinin İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinin bildirmiş olduğu bilimsel maliyet veriler esas alınmaksızın mahkemece re'sen brüt gelirin 1/3'ü maliyet olarak kabul edildiği bu hesap yöntemiyle gerçek derçek değerin altında kamulaştırma bedelinin tespit etmiş olmasının mülkiyet hakkının açık ihlali sonucunu yarattığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu Kulp ilçesinin yoğun nüfus oranına göre tarımsal alanın az olduğunu, geçimin tamamen tarım ve hayvancılığa dayalı olduğunu,
dava konusu taşınmazın köy-mezra merkezinde olması gibi hususlar nazara alındığında objektif değer artışının hesaplanmamış olmasının doğru olmadığını, makul oranda objektif değer artışının uygulanması gerektiğini, Bölge adliye mahkemesinin söz konusu dosyada istinaf incelemesini duruşmalı olarak yaptığını, buna rağmen duruşma vekalet ücretine hükmedilmediğini, ayrıca dosya 2017 yılında açılmış olup kamulaştırma bedelinin de bu yıla göre hesaplandığını,
her ne kadar kamulaştırma bedeli dava tarihi itibariyle hesaplanacak olsa da aradan geçen sürede yaşanan enflasyon karşısında müvekkillere ödenmesi gereken kamulaştırma bedelinin değerini yitirdiği ve yasal faizin bu hususta yeterli olmadığı gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesinin faiz yönünden Anayasa Mahkemesinin 2017/34445 Başvuru No ve 16/03/2023 tarihli kararı ve yine anayasa mahkemesi'nin 05.04.2023 tarih, 2022/83 Esas ve 2023/69 Karar sayılı kararı doğrultusunda makul ve yaşanan enflasyona uygun bir oranda faize hükmetmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurmasının bozmayı gerektirdiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama nedeniyle duruşma açıldığından davalı lehine istinaf duruşma vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (C) numaralı bendinin (1) nolu alt bendinin çıkarılarak yerine "İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından 16.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/7758, K. 2025/11698, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama