KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/810 E., 2025/11379 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/70 Esas, 2024/111 Karar
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
828 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapuda müvekilleri adına kayıtlı olduğunu, davalı Hazine tarafından taşınmazın 1.320,33 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle tapu iptali davası açıldığını, dava konusu taşınmazın büyük bölümü ve deniz kıyısındaki en değerli ve tek arsası kıyı kenar çizgisi sebebiyle müvekkillerinin elinden gittiğini, taşınmazın geri kalan kısmının ekonomik değerinin çok azaldığını, müvekkillerinin kadastro tespiti sonrası tapusunu aldığını, tapu kütüğünün bu şekilde oluşmasında Devletin sorumluluğu olduğunu,
dava konusu taşınmazın .... köyünde denize sıfır konumda olduğunu, kumsalında önceden halkın denize girdiğini, şimdi ise yat çekek ve imalat yeri olarak kullanıldığını, terkin edilen tapu kaydı alanının çok büyük m²yi kapsadığını, müvekkiline ait ... ili, ... ilçesi, .... köyü ... ada ... parsel sayılı taşınmazda tapu kaydı iptal ve terkin olunan 1.320,33 m²lik alana karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL maddi tazminat talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kıyıların kamunun kullanımına özgülenmiş, özel mülkiyete konu olamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kıyılar ve ormanlık alanlar gibi kamu yararı açısından özel önem taşıyan yerlerin Anayasa'da özel düzenlemelerle korunmaya çalışıldığını, bu nedenle kıyıların hiç bir şekilde tescile tabi olmadığını, bu sebeple tazminatın yersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.05.2016 tarihli ve 2015/142 Esas, 2016/273 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; çekişmeli taşınmazın iptaline karar verilen 1.320,33 m² yüzölçümlü kesiminin zararın doğduğu 01.03.2013 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı çerçevesinde arsa yahut arazi vasfında olup olmadığı yeniden araştırılması ve taşınmazın bu ilkelere göre arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre 01.03.2013 tarihindeki gerçek değeri,
yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle varsa üzerinde bulunan yapıların resmî birim fiyatları esas alınarak yıpranma payı düşülmek suretiyle tespit edilmesi, emsal satış yöntemine göre zarar belirlenecek ise taraflarca gösterilecek veya bilirkişi kurulu tarafından resen belirlenecek emsaller arasından, değerlendirme tarihine yakın zamanda, gerçek satışlara ait taşınmazların resmî satış tablosu getirtilmesi, imar parsellerine yakın olup olmadığı, kadastro veya imar parseli niteliğinde olup olmadığı, düzenleme ortaklık payı düşülmesi gerekip gerekmediği araştırılması,
çekişmeli taşınmazın konumunun, emsal taşınmaz ve çevredeki yakın imar parselleri ile birlikte kroki üzerinde gösterildiği, denetime imkan veren rapor hazırlattırılması ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin 21.05.2024 tarihli ve 2019/70 Esas, 2024/111 karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu parselin turistik .... Mahallesinin denize sıfır konumundaki çok kıymetli bir arsası olduğunu, bilirkişi heyetinin hatalı olduğunu, önceki Yargıtay bozma kararına göre araştırma ve inceleme yapmadan hüküm tesis ettiklerini, belirlenen değerin gerçek emsallerine göre çok düşük kaldığından yerel Mahkemenin kararının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava zamanaşımı süresinin geçtiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle Devletin sorumluluğuna dayanılmış ise de Devletin hukuki sorumluluğunu gerektirecek nitelikte tapu sicilinin yanlış tutulmasının söz konusu olmadığını, açılan davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafın aynı temyiz sebeplerini Dairemizin bozma kararı öncesinde sunduğu dilekçelerinde de belirttiği, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/810, K. 2025/11379, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama