KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/9608 E., 2025/16589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1401 Esas, 2025/774 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/354 Esas, 2023/238 Karar
Karar Metni
1.526 kelime·8 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. Mahallesi .. kırı mevki, 13 05... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Bir kısım davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taşınmazı pazarlıkla satın almak istediğini ancak çok düşük bedel önerildiği için taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacı tarafından pazarlık aşamasında yapılan teklif rayiç değerlere ve emsallerine oranla çok düşük olduğundan davacının davaya konu taşınmaz ile ilgili olarak dosyaya sunduğu kıymet takdir raporuna konu emsal taşınmazların emsal değerlendirmesine alınamayacak nitelikte olduğunu, davaya konu taşınmaz belediyenin tüm altyapı hizmetlerinden yararlanmadığını, yolu, suyu ve elektriği olduğunu,
taşınmazın konum olarak çok iyi bir yerde olduğu bu nedenle değerinin çok yüksek olduğunu beyan ederek dava konusu taşınmazın üzerindeki ağaç, bitki ve yapıların değeri hesaplanırken gayrimenkul alanında konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak fiyat değerlendirmesi yapılmasını talep ettiği görülmüştür.
2. Davalılar ... vd. cevap dilekçelerinden özetle; müvekkillerine ait taşınmazın tarla niteliğinde olmadığını, arsa niteliğinde olduğunu, davacı tarafın taşınmaz için belirlediği bedelin çok düşük olduğunu, benzer mahiyetteki taşınmazların çok daha yüksek bedeline yakın tarihte satışları yapıldığını, satışların ...
Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, ... ilçesinin konumu itibari ile değerli bir ilçe olduğunu, ..'a bir saat, ..'ya iki saatlik uzaklıkta olduğunu, davacı kurum tarafından yapılan kıymet taktirinin çok eski tarihli olduğunu, ülkede çok yüksek bir devalüasyon olduğunu, tüm ürünlerin bedelinin 3-4 kat arttığını beyan ederek müvekkiline ait taşınmazın belirlenecek gerçek değer üzerinden kamulaştırmasını, aksi halde davanın reddini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle: davacı tarafından müvekkiline ait taşınmazın kamulaştırılmak istenildiğini, davacı tarafından sunulan teklifi kabul etmediklerini, dosyaya taraflarınca sunulan emsal taşınmazların değerleri de göz önüne alınarak alanında uzman bilirkişilerden taşınmazın değerinin tespiti ile tespit olunan bedelin müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdir komisyonu tarafından teklif edilen bedel ile bilirkişilerce tespit edilen bedel arasında ciddi fark bulunduğunu, kıymet takdir raporu ile belirlenen miktarın makul olduğunu, dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğunu, ancak, Mahkemece arsa vasfında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belediyenin taşınmaz hakkında verdiği yazı cevaplarının gerçeklikten uzak olduğunu, taşınmazın belediyenin hizmetlerinden faydalanmadığını, kamunun öngörülemeyecek olan kamulaştırma yükü altında kalmasına engel olunarak, vatandaş - devlet dengesinin gözetilmesini talep ettiklerini belirterek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, emsal gösterilen satışların taşınmazın gerçek değerini göstermekten uzak olduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza ilişkin objektif değer oranı hesaplanmadan yapılan değer tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın organize sanayi bölgesi alanı içerisinde olduğundan %700-%1000 objektif değer artış oranına göre değer tespiti yapılması gerektiğini, dava tarihinden sonra yaşanan enflasyon ve fiyat artışları nedeniyle müvekkillerinin taşınmazları için tespit edilen bedelin yetersiz kaldığını,
yan yana olan parsellerde dahi metrekare birim fiyatlarında aralarında büyük farklılıklar olduğunu, kamulaştırma bedeline işletilen yasal faizin Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu, kamulaştırma bedeline en yüksek mevduat faiz işletilmediği için kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalılar ... vd. istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarının gerçeğe yakın olmayan tespitler içerdiğini ve taşınmazın gerçek değerini ortaya koyacak verilere dayanmadığını, kamu yararı tarihi göz ardı edilerek hesaplamalar yapıldığını, organize sanayi alanında kalan taşınmaz satışlarının emsal olarak alınması gerektiğini ve buna göre fiyat belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın hemen yanında bulunan ve .. ..
Bakanlığı tarafından onayı alınmış ve büyük bir bölümü bitirilmiş bir yüksek okul inşaatı olduğuna değinilmediğini, bilirkişiler tarafından müvekkiline ait taşınmaza değer katacak hususların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, bunların açıkça belirtilmemesinin taşınmaz değerine etki ettiğini, taşınmaza emsal alınan diğer arazinin tarla niteliğinde olduğunu, arsa niteliğinde olmadığını, bilirkişi tarafından, vermiş oldukları emsalin neden dikkate alınmadığına ilişkin olarak hiçbir gerekçe gösterilmediğini, taşınmazın belirlenen değerinin gerçek değerinden çok uzak olup belirlenen miktarın kabulünün müvekkilini mağdur edeceğini,
içinde bulundukları enflasyonist dönem itibarıyla kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. vekillerinin ve ... vd. vekilinin “faize” ilişkin temyiz talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 09.12.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/9608, K. 2025/16589, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama