KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/998 E., 2025/6243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/300 Esas, 2024/1499 Karar
- Karar
- Ret
Karar Metni
752 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sitenin çamaşırhanesi, personel yatakhanesi, tuvalet ile havuz ve eklentileri olarak kullanılan yerin ortak alan olmasına rağmen tapuya bağımsız bölüm olarak tescil edildiğini ileri sürerek 40 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.12.2013 tarihli ve 2013/1034 Esas, 2013/1288 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan)18.Hukuk Dairecsince yapılan inceleme sonucunda, dava sonucu verilecek kararın tüm kat maliklerinin hukukunu yakından ilgilendirdiği anlaşıldığından; ana taşınmazdaki kat maliklerinin tamamının davaya dahil edilerek öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerekirken bu hususun gözardı edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 22.02.2018 tarihli ve 2014/582 Esas, 2018/164 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 24.02.2021 tarihli ve 2010/10308 Esas, 2021/2129 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; mimar ve inşaat bilirkişilerinden oluşacak bilirkişi heyeti ile tapu müdürlüğündeki proje ile belediyedeki projenin mahallinde uygulanarak denetime elverişli rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği, ana gayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payının bırakılamayacağı, dava konusu 40 numaralı deponun tapu kaydı iptal edilmesine rağmen, 299/3171 arsa payı hakkında bir hüküm kurulmaması, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun kaynaklanan ve konusu doğrudan para alacağı olmayan davalar maktu harç ve maktu vekâlet ücretine tabi olup, mahkemece nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 40 numaralı bağımsız bölümün tüm hissedarları mahkemeler tarafından verilen 40 numaralı bağımsız bölümün iptali kararlarını temyiz etmediklerinden 40 numaralı bağımsız bölüm tapu kaydının iptal kararının usuli kazanılmış hak nedeniyle kesinleşmiş olması gerektiğini, hatalı bilirkişi raporuna göre karar veren mahkeme, 40 numaralı bağımsız bölümün imar planındaki emsal inşaat oranları içinde mi, dışında mı olduğunu hiç incelemediğini, sadece mimari proje ile mevcut durumu karşılaştırarak eksik inceleme ile karar verdiğini, emsal dışı olduğu yapı ruhsatında yazılı olan 158/m² kapalı alanı,
emsal içinde imiş gibi kötü niyetle değerlendirip tapu kaydı oluşturulmasına cevaz veren bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dava konusu bağımsız bölümün tescili yolsuz olduğundan bağımsız bölümün tapu kaydının iptal edilmesi gerektiğini, Belediye Başkanlığının Tapu Müdürlüğüne yazdığı 20.09.2004 tarihli ve 15-11879 sayılı yazısının imar planına ve imar kanununa aykırılığı ile yapı ruhsatına aykırılığı incelenmediğini, dava konusu taşınmazın başından beri oturma alanı, havuz makineleri, ilaç depolarının bulunduğu ortak alan olmasına rağmen,
bilirkişiler gerçeğe aykırı olarak 40 numaralı bağımsız bölümün ortak alan olmadığı şeklinde değerlendirme yapıldığını, dosyadaki iki adet bilirkişi raporları birbirlerinin tam tersi değerlendirmeler içerdiğinden raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve arsa payı dağıtımının yapılmadığını belirterek kararının bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptal istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulû Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının ONANMASINA,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/998, K. 2025/6243, 28 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama