KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/12762 E., 2010/5688 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Enerji naklini sağlayan elektrik kablolarını kesmek suretiyle hırsızlık suçundan hükümlü ...’un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/2-3, 59/2. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/06/2002 tarihli ve 2002/392-436 sayılı kararından dolayı hükümlünün şartla tahliyesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın şartla tahliye edildiği, bihakkın tahliye süresi içerisinde de henüz herhangi bir suç işlemediği,
suç işlediği takdirde uyarlama kararı verilebileceği, bu aşamada uyarlama talebinin hukuki yarar bulunmadığından bahisle reddine dair, aynı Mahkemenin 21/02/2006 tarihli ve 2002/392-436 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, ADANA 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/03/2006 tarihli ve 2006/132 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 11/05/2006 gün ve 20284 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/06/2006 gün ve 107959 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 23/06/2006 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
Dosya kapsamına göre, şartla tahliye kararından sonra deneme süresi içerisinde bir suç işlenmesi halinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesi uyarınca bakiye cezanın infazının gündeme geleceği, bu durumda hükümlünün deneme süresinin yeniden tespit edilebilmesi bakımından lehe olan kanunun uygulanması gerekeceği cihetle, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fikrasında yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,
oraya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle yargılama dosyası üzerinden duruşma açılmak suretiyle lehe Kanun’un tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ RKMİLLETİADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Kanun Yararına Bozma istemine konu Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/03/2006 tarih ve 132 Değişik İş sayılı kararı ile hakkında karar verilen Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesi nin 21/02/2006 gün ve 2002/392-436 sayılı kararının son bölümünde, "Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, itirazı kabil olmak üzere karar verildi" şeklinde yazılması suretiyle yasa yolu, mercii, başlangıç süresi, sürenin başlangıcı, başvuru şeklinin usulüne uygun olarak gösterilmediği gibi anılan hükmün hükümlüye tebliğine de dosya içerisinde rastlanılmadığının anlaşılması karşısında,
Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek;
1-Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/02/2006 gün ve 2002/392-436 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/12762, K. 2010/5688, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama