KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/14387 E., 2010/1054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile, 765 sayılı TCY’nın ve 493/1-son maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların olay tarihinde yanlarında ismi belirlenemeyen bir sanıkta olduğu halde toplam üç kişi olarak, gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde yakınana ait evin sağlam ve dayanıklı olan ahşaptan yapılma kapısının kilidini sert bir cisimle zorlamak suretiyle açıp içeri girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında;
eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 116/1, 119/1-c maddesinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesinde belirtilen mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden, bu konuda değerlendirme yapılmaması, aynı Yasanın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu,
Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, sanıkların yakınana ait eve girip evin içini karıştırarak o anda bulabildikleri 30 YTL civarında para ile 215 YTL değerinde muhtelif ziynet eşyalarını çalma şeklindeki somut olayda, koşulları bulunmadığı ve çalınan malların toplam değerinin de az olmadığı gözetilmeden,
bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanıkların, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, maddede öngörülen hakların tamamından yoksun kılınmanın da hükümlülüğün doğal sonucu olup takdire bağlı bulunmadığı gözetilmeden, anılan maddenin 3. fıkrasına yanlış anlam verilerek, sanıkların bazı haklardan yoksun kılınmasına karar verilmesiyle yetinilmesi,
2- Sanık ...’a ait tekerrüre esas alınan hükümlülük kararında, 765 sayılı TCY.nın 55/3. maddesinin uygulanması karşısında; 5237 sayılı TCY.nın 58/5.maddesi gözetildiğinde, hakkında aynı Yasanın 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3- 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı, ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,
hüküm fıkralarından her iki sanıkla ilgili ‘’53” ve sanık ... hakkında “58.” maddenin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak yerine “Sanıkların, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/14387, K. 2010/1054, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama