KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/18952 E., 2010/14903 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık--6136 sayılı Kanuna muhalefet
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın eylemine uyan 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde belirtilen suç için anılan Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımının, suç tarihi olan 29/03/2003 gününden inceleme tarihine kadar dolduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, sanık ...’in yakalandığında,
kendi isteğiyle yerini gösterdiği çelik kasa ile içindeki suç konusu bir kısım eşyanın bulunup yakınana geri verilmesini sağladığının anlaşılması karşısında; yakınandan isteğe bağlı kısmi geri verme nedeniyle rızası sorulup sonucuna göre sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168/1-4. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği düşünülmeden ve 5237 sayılı Yasa uyarınca verilmesi gereken ceza gösterilmeden, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde uygulama yapılması,
2-5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/2. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların, saat 23:30 sıralarında, haksız yere ellerinde bulundurdukları anahtarla kapısını açtıkları yakınana ait işyerine girerek hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK.nun 142/2-d maddesindeki hırsızlığın yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c maddelerindeki geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilip bu suçtan da değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı ‘TCK.nun 493/2, 522/1. (pek aşırı), 40. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/2-d, 143/1, (yakınandan kısmi geri verme nedeniyle rızası sorularak sonucuna göre 168/1-4), 53, 63; 116/2-4, 119/1-e, 53, 63. (5271 sayılı CMK.nun 253, 254.) maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları bakımından; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi ışığında; kısmi geri verme nedeniyle yakınanın ceza indirimine rıza gösterip göstermemesi, geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçunda uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmamasına göre sanık yararına olan Yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/18952, K. 2010/14903, 30 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama