KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/20682 E., 2010/13440 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca verilecek ceza gösterilmeden, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulmuş ise de; Mahkemece 5237 sayılı Yasaya göre kurulan hükmün sanık yararına olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde bu maddeye düzenleme amacının dışında yorumlar getirilerek hükmolunan cezadan indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın, TCK.nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması,
2-Yakınanın 14/10/2004 tarihli kolluk ifadesinde, sanık hakkında şikayetçi olmadığını bildirdiği, 5237 sayılı TCK.nun 73/1. maddesindeki “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklindeki düzenlemeye göre; yakınanın, kovuşturma aşamasındaki 13/01/2005 tarihli oturumdaki şikayetçi olduğuna dair ifadesinin, sanık hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına olanak sağlamadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında mala zarar verme suçu yönünden aynı Yasanın 73/8.
(765 sayılı TCK.nun 99, 108.) ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerekirken, dosyanın karar kesinleştiğinde mala zarar verme suçu yönünden Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin uygulanmasına” ve “Mala zarar verme suçu açısından gereğinin takdir ve ifası için karar kesinleştiğinde dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” ilişkin bölümler çıkarılarak,
yerine ‘‘5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/20682, K. 2010/13440, 14 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama