KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/6181 E., 2010/5750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıkların, önceden kasıtlı suçtan hükümlülükleri bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel kurulu'mm 26.12.2006 günü ve 2006/8-317 esas, 2006/319 sayılı kararı ile hükümden sonra 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 150/3. maddesindeki yeni düzenleme karşısında; sanıklara zorunlu savunman atanması gerektiği yönündeki tebliğnamedeki düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıkların, hırsızlık suçunu, yakınana ait evin giriş kapısının kilidini sert bir cisimle zorlayıp çatlatarak açmaya çalışıp hırsızlığa kalkışma suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; eylemin, TCK.nun 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek aynı Yasanın 142/2-d maddesiyle uygulama yapılması,
2-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
3-5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların, üç katlı apartmanın son katındaki suça konu evin kilidini zorlanıp çatlattıkları ancak tanık ... tarafından görülmeleri üzerine içine giremeden olay yerinden kaçtıklarının anlaşılması karşısında; yakınanın şikayetinin devam ettiği de dikkate alındığında, sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 116/1, 119/1-c maddelerindeki gündüzleyin işyeri dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarından da hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/1-son, 61/1, 522/1. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 35/2, 53; 116/1, 116/1, 119/1-c, 53; 151/1, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları bakımından; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 73/8. maddesi ile hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 253, 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması halinde 5237 sayılı Yasanın, uzlaşma hükümlerinin uygulanamaması halinde ise 765 sayılı TCK.nun hükümlerinin sanıklar lehine olduğunun gözetilmesi zorunluluğu,
5-Sanıklardan, neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı alınması gerekirken, "dayanışmalı" alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 326/2. maddesine aykırı davranılması,
6-Kabule ve uygulamaya göre de;
Kasıtlı suçtan ertelenmesine karar verilmeyen kısa süreli hapis cezasına mahkum olan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesi uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/6181, K. 2010/5750, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama