KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/8201 E., 2010/2492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı,
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulmuş ise de;
mahkemece 765 sayılı Yasaya göre kurulan hükümlerin sanık yararına olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Sanığa son sözünün sorulmasının ardından yeniden savunmanına savunma hakkı tanınıp herhangi başka bir işlem yapılmadan yargılamanın bitirilmesinde, sanığın hak kaybının söz konusu olmadığı, yakınan şirkete ait güvenlik görevlilerinin kaçtığı yeri göstermeleri sonucunda, kolluk güçleri tarafından yapılan arama çalışmaları sonucunda, kesintisiz izleme olmadan, suç konusu bir kısım eşya ile tesadüfen yakalanan sanığın eyleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında;
tebliğnamedeki bozma düşünceleri benimsenmemiş, “Resmi belgenin düzenlen- mesinde yalan beyan” suçundan kurulan hükümde, sanığın adli işlem sırasında gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu halde, eyleminin 765 sayılı TCK.nun 343. maddesinin 2. fıkrasına uyduğu gözetilmeden, aynı Yasa maddesinin 1. fıkrasıyla uygulama yapılması, anılan Yasanın 343/1. maddesindeki cezanın alt sınırının 3 ay hapis cezasını gerektirdiği gözetilmeden, 2 ay hapis cezasına hükmolunması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklardan, neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı alınması gerekirken, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/8201, K. 2010/2492, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama