Bozma ilamına uyulduğu halde, 5237 sayılı TCK.nun 149/1. maddesinin (b), (c), (h) bentlerinin yanında (d) bendine de aykırı biçimde, kendini tanınmayacak hale sokarak, birden fazla kişi tarafından birlikte, konutta ve geceleyin işlenen yağma suçundan kurulan hükümde (d) bendi gösterilmemiş ise de; temel cezanın, aynı Yasanın 61. maddesindeki ölçütler dikkate alınarak belirlendiğinin anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
Ancak;
Hükümlünün, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ile katılanlar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddesinin uygulanmasına” bölüm çıkarılarak,
yerine ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan hükümlünün mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar.
53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ cümlesinin eklenmesi suretiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.