KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2007/1762 E., 2010/2840 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
257 kelime·1 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 492/1. maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4. maddesindeki işyeri dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 492/1, 522/1. (pek aşırı) maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 53/1; 116/2-4, 53/1; 151/1, 53/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları ile ilgili olarak uzlaşma hükümleri değerlendirilerek, uzlaşma sağlanması halinde 5237 sayılı Yasanın, uzlaşma olmaması durumunda ise 765 sayılı Yasanın sanık yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/1762, K. 2010/2840, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama